0 Paylaşım 2101 Okunma

Van Allen Radyasyon Kuşakları

1958 yılında Amerikalı fizikçi James Alfred Van Allen tarafından keşfedilen ve Dünya‘yı simit gibi çevreleyen radyasyon bölgesidir. Güneş‘ten gelen ve yıldızlararası boşluktan ulaşan yüklü parçacıklar bu bölgede Dünya’nın manyetik alanına yakalanırlar. Bu radyasyon bölgesi, yer yüzünden birkaç yüz kilometre yükseklikten, 50 bin km’den fazla uzaklıklara kadar uzanır.

Yüksek enerjili protonların maksimum yoğunluğu yaklaşık 13 bin km’dedir. Elektron konsantrasyonu ise iki yerde maksimumdadır: Yaklaşık 2500 km yükseklikteki bir dış kuşak. Maksimum elektron konsantrasyonları, uydulardaki korunmasız elektronik cihazlara şiddetli radyasyon hasarı verebilecek kadar yüksektir ve insanlı uzay uçuşları için de bir tehlike kaynağıdır.



Atmosferin yanı sıra “Van Allen Kuşakları” denilen ve Dünya’nın manyetik alanından kaynaklanan bir tabaka da, gezegenimize gelen zararlı ışınlara karşı bir kalkan görevi görür. Güneş’ten ve diğer yıldızlardan sürekli olarak yayılan bu ışınlar, insanlar için öldürücü etkiye sahiptir. Özellikle Güneş’te sık sık meydana gelen ve “parlama” adı verilen enerji patlamaları, Van Allen Kuşakları olmasa, Dünya’daki tüm yaşamı yok edebilecek güçtedir.

Van Allen Kuşakları’nın yaşamımız açısından önemini Dr. Hugh Ross şöyle anlatmaktadır: Dünya, Güneş Sistemi’ndeki gezegenler arasında en yüksek yoğunluğa sahiptir. Bu geniş nikel-demir çekirdeği büyük bir manyetik alandan sorumludur. Bu manyetik alan Van Allen radyasyon koruyucu tabakasını meydana getirir. Bu tabaka yeryüzünü radyasyon bombardımanından korur. Eğer bu koruyucu tabaka olmasaydı, Dünya’da hayat mümkün olmazdı. Manyetik alanı olan ve kayalık bölgelerden oluşan diğer tek gezegen Merkür‘dür. Fakat bu manyetik alanın gücü Dünya’nınkinden 100 kat daha azdır. Van-Allen radyasyon koruyucu tabakası Dünya’ya özeldir.
Geçtiğimiz yıllarda tespit edilen bir parlamada açığa çıkan enerjinin, Hiroşima‘ya atılanın benzeri 100 milyar atom bombasına eş değer olduğu hesaplanmıştır. Parlamadan 58 saat sonra pusulaların ibrelerinde aşırı hareketler gözlenmiş, Dünya atmosferinin 250 km üstünde sıcaklık sıçrama yapıp 2.500 C‘ye yükselmiştir.

Şimdi bu konuda bir ek daha yapmak istiyorum. Biliğiniz gibi bu VAN ALLEN kuşakları manyetizmanın sonucunda ortaya çıkmaktadır. Buna da dünyanın çekirdeğinde yer alan Demir elementi sebep olmaktadır. Ama demir dünyada nasıl oluşmuştur? Yoksa dışarıdan,yani uzaydan mı gelmiştir? Peki bu nasıl mümkün olmuştur? İşte cevabı:



Sadece Dünya’daki değil, tüm Güneş Sistemi’ndeki demir, dış uzaydan elde edilmiştir. Çünkü Güneş’in sıcaklığı demir elementinin meydana gelmesi için yeterli değildir. Güneş’in 6000 0C’lık bir yüzey ısısı ve 20 milyon 0C’lik bir çekirdek ısısı vardır. Demir ancak Güneş’ten çok daha büyük yıldızlarda, birkaç yüz milyon dereceye varan sıcaklıklarda oluşabilmektedir. Nova veya Süpernova olarak adlandırılan bu yıldızlardaki demir miktarı belli bir oranı geçince, artık yıldız bunu taşıyamaz ve patlar. Demirin uzaya dağılması işte bu patlamalar sonucunda mümkün olur. Dr. Mazhar, U. Kazi, Newyork

Bilimsel bir kaynakta bu konu ile ilgili olarak şu bilgiler de yer almaktadır:

Daha yaşlı Süpernova olaylarını gösteren deliller de vardır: Deniz tabanında biriken demir – 60 yaklaşık 5 milyon yıl önce Güneş’ten 90 ışık yılı uzaklıkta meydana gelen bir Süpernova patlamasının delili olarak yorumlanmıştır. Süpernova patlamasında oluşan demir – 60, 1.5 milyon yıl yarılanma ömrü olan radyoaktif bir izotoptur. Dünya’nın yer altı katmanlarında bulunan demir-60 izotopu, yakın uzayda bulunan elementlerin nükleosentez geçirip, önce Dünya atmosferine oradan da yer altı katmanlarına saplanması sonucu oluşmuştur.



Ünlü mikrobiyolog Micheal Denton, Nature’s Destiny (Doğa’nın Kaderi) adlı kitabında demirin önemini şu sözleriyle vurgulamıştır:

Tüm metaller içinde demirden daha çok hayati önem taşıyanı yoktur. Bir yıldızın çekirdeğinde demirin birikmesi süpernova patlamasını tetikler ve böylece hayat için gerekli olan atomların tüm evrene yayılmasına imkan verir. Demir atomlarının Dünya’nın ilk aşamalarında çekirdekte oluşturduğu yerçekimiyle üretilen ısı, Dünya’nın başlangıçtaki kimyasal farklılıklarına neden olmuş ve atmosferin oluşumu ile sonuçta hidrosferin meydana gelmesini sağlamıştır. Dünya’nın merkezinde bulunan erimiş demir, dev bir mıknatıs görevi yapar ve dünyanın manyetik alanını oluşturur. Bu alan sayesinde Dünya’nın yüzeyini yüksek enerjili yıkıcı kozmik radyasyondan koruyan Van Allen radyasyon kuşakları oluşur ve hayati önem taşıyan ozon tabakasını kozmik ışın yıkımından korur.

Demir atomu olmaksızın evrende karbona bağlı yaşam olması mümkün olmazdı; süpernovalar olmaz, Dünya’nın ilk dönemlerinde ısınması gerçekleşmez, atmosfer ya da hidrosfer olmazdı. Koruyucu manyetik alan olmaz, Van Allen radyasyon kuşakları oluşmaz, ozon tabakası olmaz, (insan kanında) hemoglobini meydana getirecek hiçbir metal bulunmaz, oksijenin reaktifliğini yatıştıracak metal oluşmaz ve oksidasyona dayanan bir metabolizma meydana gelmezdi.



İlginizi Çekebilecek Yazılar

Dünya’nın Kutupları Değişiyor Mu?
Fizik
0 paylaşım1882 okunma

Dünya’nın Kutupları Değişiyor Mu?

Murat Aslan - Nis 29, 2018

Minnesota Üniversitesi'ndeki iki jeofizikçi, Dünya'nın manyetik alan kuvvetinde, son 4.000 yıl boyunca % 50 azalma olduğunu öne sürüyorlar. Araştırmacılara göre bu azalma, Dünya'nın…

Sayıların Dili
Genel
0 paylaşım1165 okunma

Sayıların Dili

Murat Aslan - Nis 29, 2018

~~ Son yıllarda İstanbul ve Çanakkale Boğazları’ndan geçen "Rus" gemilerinin sayısı, her yıl ortalama: 18 000. ~~ Dağılan Sovyetler Birliği’nin dışsatımının Türk Boğazları’ndan…

Değişik Çalışmalar Anında Meydana Gelen Kalorik Harcama
Sağlık
0 paylaşım1075 okunma

Değişik Çalışmalar Anında Meydana Gelen Kalorik Harcama

Esra Şahin - Nis 29, 2018

ÇALIŞMA Kal/Kg/dk ÇALIŞMA Kal/Kg/dk

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Benzer Kategoriden Yazılar