0 Paylaşım 235 Okunma

Teknolojinin Gelişimi

Avrupa‘da kölelere dayalı ekonomi düzeni eski çağlarda kalıp tamamen çöktü ve yerini orta çağ dere beylik sistemine bıraktı. İnsan gücü ve hayvanlar önemli enerji kaynağı olmaya devam ediyordu. Rüzgar ve su gücünden yararlanmaya da başlanmıştı. Köylüler ve zanaatçiler, ömür boyu çalışıp rahat bir hayata kavuşamıyorlardı.

Orta çağda bilim ve tekniğin neden çok az ilerlediğini, örneğin, elektriğin neden çok geç icat edildiğini bilmek için toplumdaki dinamik süreçleri iyi bilmek gerekir.

Tabiat güçlerini insanlığın hizmetine sunmak için çaba harcayan dahi kişiler elbette o dönemlerde de vardı. Fakat iş gücünü kullanmak akla dahi gelmiyordu. Toplumun alt tabakasındaki fakir ve yoksul insanlar sanki bir Tanrı buyruğu gibi hor ve hakir görülüyorlardı. Bunun tersini yapmaya kalkanlar örneğin yeni bir icat ve buluş bulanlar şeytan gibi görülüyor ve diri diri yakılarak idam ediliyorlardı. Bu nedenle bazı şeylerin bulunuşu daha geç dönemlere rastlamaktadır.

Teknolojinin Gelişimi

Ne ilginç bir tesadüftür ki pek çok bilim adamı aynı zamanda din adamıydı. Mesela o dönemlerde (orta çağ) yaşayan ve barutu icat eden Alman Berthold Schwarz bir din adamı idi. Bunun gibi örnekleri çok fazla vermek mümkündür.

Orta çağın ünlü sanat ve bilim adamı Leonardo da Vinci‘nin ölümünden üç yüz yıl sonra bulunan not defterlerinde sanatçının hayallerini gerçekleştirmek için önüne çıkarılan engellerin ne denli büyük olduklarını gözler önüne sermektedir. Bulunan bu not defterlerinde sanatçının kendi çağının çok ilerisinde bir deha olduğunu göstermektedir. Leonardo Vinci‘nin zamanındaki olanaksızlıklar yüzünden gerçekleştiremediği tasarımlar arasında, fotoğraf, tabanca, uçak modelleri, buharlı top ve buharla çevrilen makine gibi çağının çok ilerisinde olan buluşlar vardı. 16.ve 17. yüzyıllar boyunca buhar gücünü günlük yararlı işlerde kullanma çareleri arandı. Su buharı gücünü makinelerde kullanmak için bilim adamları ve mucitler çok büyük çaba göstererek çalışıyorlardı. Bu yüzden başı derde girenler bile olmaktaydı.

Çoğu orta çağ inançlarının ve yobaz güçlerin insanlar üzerinde etkisini kaybettiği 17.yüzyılda bile teknik gelişmelerin ve yaratıcı icatların çok seyrek ve ağır bir şekilde ilerlemesi ilginç olan bir şeydir. Fakat insanlığın gelişmesinde olması gereken şeylerdendir. Çünkü insanlık o devirlerde yeni olan şeyleri şüphe ve kuşku ile bakmaktaydı. Örneğin; buhar gücünü kullanmak, günümüzde atom enerjisini kullanmak gibi görülebilmekteydi.

17. yüzyıl mucitlerinden İtalyan mimar Giovanni Branca büyük bir kafa biçiminde yaptırdığı bir kazanın ağız kısmından çıkan buhar, tahtadan yapılmış bir palet tekerleğini işletmekteydi. Bu gibi icatlar yapılıyordu ve kullanılıyordu.

Denis Papin

17. yüzyılda buhar makinesini gerçekleştirmek için çaba gösterenler arasında Fransız Denis Papin‘in de önemli bir yeri vardır. Gençliğinde hekimlik ve fizik öğrenimi görmüş olan Papin, pandüllü saati ve ışığın dalgalanma teorisini bulan Hollanda’lı Hygens‘le tanışıp uzun yıllar birlikte çalışıp, oradan Londra’ya geçti ve buharın basınç gücü üzerine çalışan ünlü fizikçi İngiliz Robert Boyle ile tanıştı. Daha sonra buharlı tencereyi icat etti.

Teknolojinin Gelişimi

Papin bu buluşu üzerine yazdığı bir yazıda şöyle diyordu; “Hiç kaynatılmamış ve iyice kurumuş sığır kemiklerini ve butların en sertlerini içine su doldurduğum bir cam kapla o buharlı tencereye koydum. Tencerenin güvenlik kapağında küçük bir delik vardı ve bunu bir tıkaçla kapatmıştım. Buharın basıncı, olağan ölçüyü aşınca tıkaç havaya fırlıyor ve böylece bir miktar buhar boşalıyordu.

Papin, sadece bu buluşuyla bile teknoloji tarihinde adının geçmesine yeterlidir. Papin’in buharlı tencere buluşu, o dönemde pek yankı uyandırdı ve beğenildi. Papin, bunu buhar makinesini icat etmek yolunda bir adım saydı ve buharla işleyecek bir güç makinesi yapabileceği umudu ile kendisini hazırladı. Fakat, ülkesinde patlak veren önemli bir siyaset olayı Fransa’ya dönüp çalışmalarını sürdürmesine engel oldu. Sonra ki yıllarda da umduğunu bulamayan Papin, buhar makinesini de icat edemeden zor bir durumda ve fakirlik içinde ömrünün son yıllarını tamamladı.

Tüm yasal hakları saklıdır!

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Türk Anonim Şiiri ve Türkü
Edebiyat, Şiir
1127 paylaşım4985 okunma

Türk Anonim Şiiri ve Türkü

Kriyus Dijital - Eyl 15, 2016

Anonim şiirin, değişik rivayetlerle kendi kendini yenileme kaidesi veya geleneği, Pilvene ile ilgili destanlarda görüldüğü gibi, Estergon üzerine söylenen ve "Estergon dediğin su…

Anonim Şiirimizde ve Türkülerde Görülenler
Edebiyat
14 paylaşım183 okunma

Anonim Şiirimizde ve Türkülerde Görülenler

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Yaşanan anonim şiirimizde görülen gelişme veya rivayetler yolu ile çoğalma geleneğini, Plevne savaşından kaynaklanan Plevne veya Osman Gazi destanı zaman akışı içinde ve…

Türk Kültüründe Anonim Şiir
Edebiyat
7 paylaşım217 okunma

Türk Kültüründe Anonim Şiir

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Birçok şiirde zeybek tipine dayanan bir kahramanlık havası vardır. Şu örnekle açıklamaya çalışalım. "Bineğidim kır atımın üstüne, Alayıdım da martinimi destime, Beş yüz…

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Benzer Kategoriden Yazılar