0 Paylaşım 124 Okunma

Sosyolojinin Tarihi

Sosyoloji: Sosyoloji terim olarak sosyo; toplum (cemiyet) ve loji; bilim kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Toplum bilimi demektir. Sosyoloji, sosyal olayları inceleyen pozitif bir bilim dalıdır. Konusu, insanların bir arada ve toplu bir şekilde yaşarken aralarında meydana gelen ilişkileri inceler. Her bilim gibi, sosyoloji de öncelikle bu olayların gözlemini yapar, teoriler ortaya koyar, sonra da sebep ve kurallarını gösterir. Sosyal olaylar da fizik, kimya ve matematik olduğu gibi özel bir gerçeklik hakimdir. Kendisine has gelişme kuralları vardır. Bir toplum hayatı olmazsa, sosyal olaylar olmaz ve dolayısı ile sosyoloji de olmaz. Sosyoloji, eski filozofların yaptıkları gibi ilk nedenler, son gayeler aramaz, felsefe gibi değildir. Eskilerin hayallerinde olan hayali toplumları düşünmez. Sadece bir toplum içinde görülen ve bilinen, deney ve inceleme konusu olan olayları inceler. Güneşin doğması, batması nasıl ki doğal bir olay ise, bir toplumda meydana gelen sosyal olaylar da bu şekilde değerlendirilir.

Sosyolojinin Tarihi

Sosyolojinin Tarihi: On sekizinci yüzyıla kadar sosyal olaylar pozitif metotlarla incelenememiş ve pozitif bir bilim konusu olamamıştır. Bunun sebebi önce bu olayların çok karmaşık yapıda bulunmaları ve bu nedenle diğer olaylardan ayrı olarak incelenmesinin zorluğudur. Başka bir sebepte, eskilerin toplumları bir kimsenin keyif ve isteğine göre istenilen kalıba ve şekle girebilen bal mumu gibi bir varlık sanmalarıdır. On sekizinci yüzyıldan başlayarak sosyal olayların pozitif bir metotla incelenmesi başlamıştır. İlk hareketler ekonomi alanında olmuştur. Fransa’da Fizyokratlar, İngiltere’de Adam Smith bu hareketin başında gelirler. Montesquieu ise, sosyal olaylar da determinizm prensibinin hakim olduğunu göstermiştir. Determinizm, bütün pozitif bilimlerin temelidir. Sosyolojide determinizm ise, “sosyal olaylar arasında değişmez sebep, sonuç ilişkilerinin varlığını inceler. Her sosyal olayın sebebi diğer bir sosyal olaydır. Biyolojik veya psikolojik sebepler değildir” şeklinde ifade olur. Sosyolojinin tam bağımsız bir bilim olarak kurulması Fransız filozofu Auguste Comte sayesinde olmuştur. Pozitivizm felsefesinin kurucusu olan Comte, bu bilime Sosyoloji adını vermiştir. Fiziki olaylar nasıl kendilerine mahsus kanunlara sahip ise sosyal olaylar da özel kanunlara sahip, bağımsız bir bilimin konusudur demiştir. Büyük Fransız İhtilalinin meydana getirdiği bunalımı gidermek ve toplumu ilmi esaslara dayanarak yeniden kurmak istiyordu. Teolojik ve metafizik devirlerden sonra pozitif bir ilmin yardımı ile pozitif bir siyasetin temellerini araştırdı. Bunun için fertçi ve benci duyguları kaldırıp özgeciliği ve insaniyet duygularını yerleştirmek gerektiğine inanıyordu. Bu düşüncelerini Üç Hal Kanunu ve yeni bir insaniyet dini fikirleri içinde birleştirdi. Ondan sonra sosyolojinin tam bir ilim olması, Fransız sosyoloğu Emile Durkheim‘e aittir. Sosyolojinin ikinci kurucusu sayılan E. Durkheim sosyal olaylarda kolektif tasavvurların önemi üzerinde durdu ve sosyolojinin metotlarını, özelliklerini ortaya koydu. Durkheim sosyolog olmakla beraber bir filozoftur. fikirlerinde en çok tartışma konusu olan aklın ve bilginin tamamı ile cemiyetin eseri olduğu hakkındaki görüşleridir. Bu fikirlerle Durkheim, yeni bir bilgi teorisi ortaya koyduğundan pozitif metottan ayrılmış ve bir sosyoloji felsefesi kurmuştur. Bu devrin önemli Fransız sosyoloğu Levy Bruh ahlaki örfler adı altında pozitif bir ilim yapmak istemiş ve ilkel kavimler ile medeni insanların düşünüş yöntemlerinin tamamen farklı olduğunu, eskimiş bir zihniyet mantık öncesi bir düşünüş olduğunu ileri sürmüştür. Diğer ilimlere nazaran daha yeni ve genç bir ilimdir. Durkheim’den sonra başta Amerika Birleşik Devletlerin’de olmak üzere İngiltere, Almanya ve İtalya‘da sosyal olaylar alanında çalışmalar çok ilerlemiş ve genişlemiştir. Fransa’da bile Durkheim Sosyolojisi birçok düzeltmelere uğramış, çağdaş ülkelerde sosyoloji okulları kurulmuştur.

Tüm yasal hakları saklıdır!

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Türk Anonim Şiiri ve Türkü
Edebiyat, Şiir
1127 paylaşım4985 okunma

Türk Anonim Şiiri ve Türkü

Kriyus Dijital - Eyl 15, 2016

Anonim şiirin, değişik rivayetlerle kendi kendini yenileme kaidesi veya geleneği, Pilvene ile ilgili destanlarda görüldüğü gibi, Estergon üzerine söylenen ve "Estergon dediğin su…

Anonim Şiirimizde ve Türkülerde Görülenler
Edebiyat
14 paylaşım183 okunma

Anonim Şiirimizde ve Türkülerde Görülenler

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Yaşanan anonim şiirimizde görülen gelişme veya rivayetler yolu ile çoğalma geleneğini, Plevne savaşından kaynaklanan Plevne veya Osman Gazi destanı zaman akışı içinde ve…

Türk Kültüründe Anonim Şiir
Edebiyat
7 paylaşım219 okunma

Türk Kültüründe Anonim Şiir

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Birçok şiirde zeybek tipine dayanan bir kahramanlık havası vardır. Şu örnekle açıklamaya çalışalım. "Bineğidim kır atımın üstüne, Alayıdım da martinimi destime, Beş yüz…

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Benzer Kategoriden Yazılar