6 Paylaşım 88 Okunma

Halkın İlgisini çeken sinema: Georges Demeny’nin teşvikiyle sinema hayatına atılan ve o sıralarda bütün Montmartre’e sahip olan Leon Goumont da günde 10.000 metre film sarf ediyordu. Fakat bunun birçoğu ziyan oluyordu. Sonunda iki film kurtarıldı. Bunlardan biri 1913’de çevrilen “Fantoma“, diğeri ise “Judex“tir. Bu şekilde Douis Feuillade boş yere edebiyatçılarla mücadele ediyordu. Lumiere zamanında Goumunt, sinema tekniğinde henüz daha yapılacak işlerin bulunduğunu göstermişti.

1907’de Charles Jourjon, Epinay sur Siene’de Lacepe’de şatosunda Eclair’i kurdu. Nick Carter, Zigomar ve Jules Verne serileri buradan çıktı.

Birleşik Amerika’da 1903’de eski film ve fotoğraf makinesi tüccarı George Kleine’nin başkanlığı altında, “Motion Picture Patents” şirketi kuruluyordu. Şirkete, aralarında Edison, Vitagraph, Biograph ve Kleine bulunan dokuz büyük müessese de dahildi. Edison‘un üstünlüğünü onaylamakla beraber, ellerinde ki ruhsatiyeleri birleştiriyorlar ve 1910’da General Film kurulduğu sırada ülkede bütün dağıtımı kontrol eden yukarıda ki müesseseler kendini gösteriyordu.

Sinema

Her sinema makinesi başına haftada iki dolarlık bir verginin konması Eastman Kodak’a yalnız kendi filmlerini kullanmak hakkını verdi. Şirket bu karardan vazgeçti. Bununla beraber ruhsatiye konusuna sadık olan Edison’cularla, müstakiller arasında mücadele devam etti. Stüdyolarda filmler elde silah olarak çevriliyordu. William Fox bu mücadele sonucunda hayatını kaybediyordu.

Sinemacılıkta en büyük yenilik yıldız yaratmak oldu. İlk yıldız da Mary Pikford’dur. Avrupa’da Franceska Bertini‘nin ortaya attığı bu moda ile bu olay kendiliğinden oldu. Kaliforniya’da La Bision tek başına, Kovboylara, halka ve ormanlara ait üç günde bir iki film çıkarıyordu.

1908’den sonra İtalya, konulara olduğu kadar yıldızlara da inanıyor, 1912’de Mario CaseriniFakat aşkım ölmez” ve Enrico Guazzoni “Quo Vadisi“ni çeviriyorlardı. Bununla beraber en büyük İtalyan filmi, “Cabiria“dır. Bu şekilde iki okul oluşuyordu. Meşum kadınları yetiştiren okulla, Arkeolojiye dayanarak kıvırcık saçlı Cesar‘ları ve çoraplı Gladiateur’leri ortaya atan okul. Bertini, Lyda ve Pina Menichelli ilk meşhum kadınlardı.

Sienne ile Napoli arasında yetişen her vahşi ve sert çehre günün birinde Cesar olmayı düşünüyordu. Pastrone, d’Anmunzio’dan mülhem olarak “Ateş’i” çevirdi. Bu filmde Febo Mari ile Pina Menichelli çılgınca seviştiler.

Amerika’da 1910’da (Max ve açılış töreni) ile 1911’de renkli olarak (Max ve Kına kına) filmleri çevrildi. Bu iki film Chaplin için gerçek bir kaynak oldu. Bu filmde sarhoş, büyük bir cür’et ve şiddetle komisere, generale ve büyük elçiye çatıyor, bunların her biri de onu düelloya davet ediyordu. Sarhoş bu kartları jandarmaya gösterince kendisini komiserin, generalin ve büyük elçinin evine götürüyorlardı. Generalin evinde pencereden kaçıp kurtulmak isteyerek ev sahibi kadının yatağına giriyor, nihayet pencereden atladığı zaman jandarmaların kendisini hazır ol durumunda beklediklerini görüyordu. Bu kısa filmde her şey hafif, uygun ve zarifti.

Sinema

1915’den 1927’ye kadar Sinema

 Amerika için 1915 yılının en mühim olaylarından biri sinemada güzel kadınların meydana çıkması olmuştur. Bu kadınlar cinsi cazibenin ilk adımını atmış oldular. Kendi aralarında dövüşen Avrupalıların rekabetinden kurtulan ve muhaceret yüzünden gittikçe zenginleşen Amerika artık sinemacılıkta son derece ilerlemeye uygundu. Griffith, ince, Cecil Blount de Mille ve Mack Sennet, mesleklerinin en yüksek noktasına çıkmış bulunuyorlardı.

1915 yılında sinema sahasında ki verim, bütün tahminlerin üstüne çıkmıştı. 1915’le 1918 arasında Mack Sennet yükseliyor, asıl adı Michael Sinnot olan Sennett 1910’da Griffth’in idaresinde aktörlükle işe başlıyordu. Bir sürü komik filmden sonra 1917’de Mickey’i çeviriyor, bu filmde ince ve ahenkli bir mizah göze çarpıyordu. Mack Sennett, Ben Turpin gibi bir şaşıyı, Fatty gibi bir şişkoyu, Busten Keaton gibi hareketsiz bir komiği ve nihayet bize sinema dünyasının en gerçek heyecanlarını tattıran Charlie Chaplin‘i keşfediyordu.

Yazının tüm bölümlerini ve devamını okumak için: Fotoğrafçılık

Tüm yasal hakları saklıdır!

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Türk Anonim Şiiri ve Türkü
Edebiyat, Şiir
1127 paylaşım4985 okunma

Türk Anonim Şiiri ve Türkü

Kriyus Dijital - Eyl 15, 2016

Anonim şiirin, değişik rivayetlerle kendi kendini yenileme kaidesi veya geleneği, Pilvene ile ilgili destanlarda görüldüğü gibi, Estergon üzerine söylenen ve "Estergon dediğin su…

Anonim Şiirimizde ve Türkülerde Görülenler
Edebiyat
14 paylaşım183 okunma

Anonim Şiirimizde ve Türkülerde Görülenler

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Yaşanan anonim şiirimizde görülen gelişme veya rivayetler yolu ile çoğalma geleneğini, Plevne savaşından kaynaklanan Plevne veya Osman Gazi destanı zaman akışı içinde ve…

Türk Kültüründe Anonim Şiir
Edebiyat
7 paylaşım243 okunma

Türk Kültüründe Anonim Şiir

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Birçok şiirde zeybek tipine dayanan bir kahramanlık havası vardır. Şu örnekle açıklamaya çalışalım. "Bineğidim kır atımın üstüne, Alayıdım da martinimi destime, Beş yüz…

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Benzer Kategoriden Yazılar