0 Paylaşım 371 Okunma

Sandro Botticelli

1444 yılında doğum tarihi ve 17 Mayıs 1510 yılında ölüm tarihi olarak kayıt edilebilir. Burcu konusunda kesin bir bilgi olmasa da ilham perisinin Venüs‘ü onurlandırmak için, Terazi olduğunu varsayabiliriz. Milliyeti İtalyan‘dır. En önemli eserleri arasında baş tacını Venüs’ün Doğuşu (Yaklaşık 1486) diyebiliriz. Kullandığı teknik olarak Tuval üzerine tempera tekniğine hakimdir. Tarz olarak İtalyan Rönesansı‘dır. Eserlerini görmek için İtalya, Floransa da Uffizi Galerisi ziyaretinde bulunabilirsiniz.

İlginç dönemlerde yaşayasın“, der lanet ve Sandro Botticelli‘nin dönemi de sahiden ilginçti. Floransa Rönesansı‘nın altın çağında doğdu, “İl Magnifico” Lorenzo de’ Medici‘nin himayesi altında çalıştı, istilalar ve darbe girişimlerinden sağ kurtuldu ve dönek papaz Girolamo Savonarola’nın ateşli vaazlarıyla titredi. Asıl olan Alessandro di Mariano Filipepi olan, herkesin hitap ettiği adıyla Sandro, ailesinin hayatta kalan dört çocuğundan biriydi. Edindiği soyadı Botticelli, erkek kardeşinin (“küçük fıçı” anlamına gelen) lakabı Botticello‘dan türetilmişti. Bugün Botticelli en çok, hakkında ne kadar falza şey bilirseniz o kadar tuhaflaşan bir resmiyle hatırlanır. Uzmanlar hala onu çözmek için uğraşıyor. Klasik bir mitin düpedüz çizimi mi, yoksa sanatta karmaşık bir felsefi risale mi? Yarım kabuğundaki esrarlı Venüs, hiçbir cevap sunmuyor.

Rönesans Floransa‘sı, kuzeybatıda İskoçya‘ya, güneydoğuda ise Levant‘a (Doğu Akdeniz ülkelerine) uzanan büyük bir ticaret çarkının göbeğini oluşturuyordu. Şehir bir cumhuriyet görünümündeydi, ama perdenin arkasından şehri meşhur bir aile yönetirdi. Mediciler, uluslararası bankacılığı icat ederek fevkalade zengin oldular. Muhteşem Lorenzo, babasının ölümü üzerine hem bankanın, hem de Floransa şehrinin kontrolünü ele geçirdiğinde henüz on dokuz yaşındaydı. Botticelli, Lorenzo’nun büyülenmiş imtiyazlı yakınlarının bir parçası haline geldi. Ressam, hamisinin heykel bahçesinde dolaşıp kızarmış tavuskuşu yerken, burası ile babasının tavuk pisliği ve at idrarı yüzünden kokusu göklere vuran tabakhanesinin arasındaki zıtlığı şiddetle hissetmiş olmalı. Botticelli temel bir eğitim aldı, yerel bir ressamın yanına çırak verildi.

Sandro Botticelli1470’te kendi atölyesini çalıştırıyordu, 1475’te ise ona şöhret getiren resmi The Adoration of the Magi’yi – Kahinlerin Tapınması tamamlamıştı. Madonna ve Çocuk‘u şefkatle çizmiş olması kadar, hamileri Mediciler‘e bağlılığı da dikkate değer. Ortaçağ‘dan beri ressamlar sponsorlarının portrelerini dini kompozisyonlara koymuştur, Boticelli bu eserine müşterisinin hemen hemen bütün ailesini dahil eder. Ayrıca, bir portre daha koymuştur; hardal sarısı bir cüppe giymiş, doğrudan doğruyai adeta meydan okurcasına resme bakan genç bir adam. ressamın kendisi. Tapınma’yı bitirmesinin üstünden çok geçmemişti ki, Medici, Botticelli‘den daha dehşet verici bir konuyu kaydetmesini istedi: Pazzi komplosunu anma. Önde gelen bir Floransalı aile olan Pazzi’ler, Floransa’da bir “rejim değişikliği” gerçekleştirmek için Mediciler‘in düşmanı Papa IV. Sixtus ve Piza başpiskoposu ile ortaklık kurmuştu. Planları, Lorenzo ile kardeşi Giuliano‘yu öldürmekti. 16 Nisan 1478’de, Floransa Katedrali‘ndeki ayin sırasında suikastçılar iki kardeşe vahşice saldırdı. Birkaç kez bıçaklanan Giuliano hemen öldü, ama yaralanan Lorenzo kaçmayı başardı, killisenin vaftiz bölümünde önüne barikat kurdu. Komplocular, halkı ayaklandırmak niyetiyle ana meydana yöneldiler, ama Floransalılar ayaklanmak yerine onları zincirlerle sürüklediler. O gece asıldılar. Sırf Mediciler’e saldırma cüretinde bulunanlar için adaletin (ya da intikamın – arada ne fark varsa) tecelli edeceğinin iyice anlaşılmasını sağlamak üzere, aile Boticelli‘ye belli başlı sekiz komplocuyu asılarak ölürken gösterecek bir fresk yapma görevi verdi.

Roma‘da, Sistin Şapeli‘nde freskler yaparak kısa bir süre geçirdikten sonra (ki şimdi, Michelangelo‘nun tavanını görmek için boyunlarını uzatıp bakan ziyaretçiler tarafından çoğunlukla görmezden geliniyorlar), Botticelli klasisizm yüzünden zıvanadan çıkmış Floransa‘ya döndü. Floransalılar Eflatun‘a mumlar yakıyor ve samimiyetle ruhtan söz ediyorlardı. Botticelli, “mitolojilerini“, Primavera / İlkbahar ve The Birth of Venus – Venüs’ün Doğuşu‘nun da dahil olduğu resimlerini işte bu atmosfer içinde tamamladı. Üslupları garip bir karışımdır: Figürler klasik tanrılar ve tanrıçaları temsil etse de, sahneler has Rönesans icatlarıdır, Yeni Eflatun felsefesinden kuvvetle etkilenmişlerdir. Venüs’ün Doğuşu‘nda aşk tanrıçası denizin köpüğünden henüz doğmuş olarak bir denizkabuğuna tünemiştir. Felsefi bir yorumla Venüs güzelliği canlandırır, güzellik de hakikat olduğuna göre, eser hakikatin dünyaya girişinin alegorisi haline gelir. Ya da doğrudan doğruya aşkın kutsanışıdır ve kadın güzelliğine saygı sunuşudur – siz seçin.

Sandro BotticelliLorenzo de’ Medici, toz haline getirilmiş inciler gibi tıbbi tedavilere (ah, canım Rönesans tıbbı) rağmen, 1492 Mart’ında öldü. Floransa‘nın kontrolü o ölünce, uygun bir şekilde “Talihsiz” diye hatırlanan oğlu Piero‘ya geçti. Piero iki yıl sonra şehrin kontrolünü istilacı Fransız ordusuna teslim ederek kendi kuyusunu kazdı. Çok öfkelenen Floransalılar Medici sarayına hücum etti, aile kaçıp sürgüne gitti. Botticelli’nin hamileri onu terk etti, ama o kutsal sanat yaparak, kendine kolaylıkla iş buldu. Şansına, Floransa’da dini çoşku yükseliyordu. Birkaç yıl önce, Frer Savonarola şehre fırtına gibi girmiş ve herkesin günahlarını kınayan ateşli vaazlar vererek epey heyecan yaratmıştı. Fransız istilasından sonra Savonarola Fransa Kralı‘nı şehri terk etmeye ikna etti, ona minnettar kalan halk da siyasi kontrolü bağnaz keşişin eline bıraktı.

Bir zamanların pervasız Floransa‘sı, yerini katı bir teokrasiye bırakmıştı, “Küçük Melek” denen genç adamların oluşturduğu birlikler sokaklarda dolaşıyor, parlak renkli ipekler giymiş ya da göğüslerini fazla gösteren kadınları taciz ediyorlardı. Melekler evlerin mahremiyetine dalıp iskambil kartı, kozmetik ve pornografi gibi havai şeyler arıyor, bunlara el koyuyor ve ana meydanda, neredeyse yirmi metrelik bir ateş olan “boş şeyler şenlik ateşi”nde yakıyorlardı. On altıncı yüzyıl biyografi Giorgio Vasari, ressamın Savonarola‘yı destekleyip kendi tablolarını yaktığını iddia etti ama, iki adamı bir araya getiren başka hiçbir kanıt yok. Ancak Botticelli’nin 1490’lardaki eserlerinde yeni bir tarz olduğu meydandadır, artmış bir sadelik, hatta ciddiyet havası. Paganlık devri bitmiş, Hıristiyanlık devri başlamıştı.

Kızgın bir Sandro Botticelli bir keresinde, çok fazla gürültü yapmasına misilleme olarak komşusunun çatısına büyük bir kaya atma tehdini savurmuştu.

Sandro BotticelliSavonarola güçlülere cehennem ateşi ve kükürt yağdırmayı ebediyen sürdüremezdi. 1497’de aforozu görmezden gelmeyi başardı, ama bir yıl sonra, Papa IV. Alexander şehri dini yasaklama ile tehdit edince, şehrin büyükleri freri daha fazla desteklemenin ekonomiyi mahvedeceğinin farkına vardılar. Savonarola ile en yakın ortakları tutuklandı, işkence gördü ve infaz edildi. Vasari, Botticelli‘nin Savonarola‘nın ikbalden düşüşünden bir daha asla resim yapmayacak kadar rahatsız olduğunu söyleyerek yanlış bilgi veriyor. Aslında, hem dini, hem mitolojik daha pek çok eser tamamladı. Botticelli 1510’da bilinmeyen nedenlerden öldüğünde, sanat yanından geçip gitmişti – solgun Madonnaları, Michelangelo‘nun kıvrımlı nülerinin yanında eski moda kalıyordu. Botticelli üç yüzyıl kadar unutulmuş kaldı. Eserleri ancak 1800’lerin ortasında yeniden keşfedildi ve kitleler tarafından yeniden takdir edildi. Dini resimleri bugün neredeyse hiç fark edilmese de, mitolojileri, tuhaf bir şekilde olsa da, ikon statüsü edinmiştir. Venüs’ün Doğuşu‘na kahve fincanlarında, ekran koruyucularda ve Simpsons dizisinin bölümlerinde rastlanıyor, ama hala ona ne anlam vereceğimizi pek bilemiyoruz. Belki de sorun, ressamın tam anlamının yüzyıllarla kaybolmuş olmasında. Botticelli, Leonardo da Vinci‘den de, Michelangelo‘dan da fazla, Floransa Rönesansı’nın adamıydı.

Peki ya insan olarak Botticelli? Giorgio Vasari (ki, eğlenceli ama bazen de süslenmiş biyografileriyle tanınır), ressamı “kaprisli ve egzantrik” biri olarak tanımlıyor. Bir hikaye, bir dokumacının nasıl Botticelli‘nin evinin yanındaki evi aldığı ve buraya, Botticelli‘nin çalışmasını engelleyecek bir şamata koparan dokuma tezgahları koyduğunu anlatır. Ressam komşusuna şikayette bulundu, o da kendi evinde ne isterse yapabileceğini söyleyerek cevap verdi. Botticelli kendi çatısına, her an komşusunun tavanından içeri girerek kırıp dökeceğe benzeyen büyük bir kaya yerleştirdi. Komşusu şikayet edince de, kendi evinde ne isterse yapabileceğini söyleyerek cevap verdi. Komşunun tezgahları kaldırması çok sürmedi.

Sandro BotticelliBaşka yeteneklerinin yanı sıra, heveskar bir şairdi; eserleri arasında duyarlı soneler ve ateşli dini şiirler de var. Öte yandan Lorenzo, gözdelerine takılmak için şiirsel gücünden yararlanmayacak biri de değildi. Kısa bir şiirde Lorenzo, İtalyanca “küçük fıçı” ya da “küçük varil” anlamına gelen Botticelli soyadı ile olduğu kadar ressamın Medici sofrasında sunulan iyi yemeklere karşı aşikar sevgisi üzerine de kelime oyunu yapıyor.

Botticelli, ki az değildir şöhreti, Botticelli diyorum, hiç doymaz gibi. Bir sinekten daha düşüncesiz ve ısrarlı. Hatırlarım ne sersemlikler yaptığını! Eğer davet edilmişse yemeğe Onu davet eden her şeyi alır göze, Çünkü ağzını açmaz konuşmak için bile, Hayır, aklına bile gelmez, öylesine doludur. Küçük bir şişe olarak gelir, dolu bir şişe olarak ayrılır. (Şiir)

Zavallı Venüs. Venüs’ün Doğuşu’nda yüzünün güzelliği dikkatimizi orantısız bedeninden uzaklaştırmayı başarıyor. Vücudunda kürek kemiği ve göğüs kafesi yok, sol kolu da tuhaf bir şekilde yanında sarkıyor. Göğüsleri kusursuz bir yuvarlaklıkta ve vücuduna göre çok küçük, göbek deliği de karnından çok yükseğe yerleştirilmiş. Ağırlığı sol kalçasına öyle bir kaydırılmış ki, okyanusa düştü düşecek gibi görünüyor. Ama bu hatalar hiçbir şekilde resmin değerini azaltmıyor. Botticelli, her zaman zarafeti, biçimin gerçekçi resmedilmesinden üstün tutmuş ve Venüs’ün boynu garip bir şekilde uzun olsa bile, gene de inkar edilmez bir güzellikte.

Tüm yasal hakları saklıdır! (Sanatçıların saklı kalmış bilgileri)

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Dünya’nın Kutupları Değişiyor Mu?
Fizik
0 paylaşım528 okunma

Dünya’nın Kutupları Değişiyor Mu?

Murat Aslan - Nis 29, 2018

Minnesota Üniversitesi'ndeki iki jeofizikçi, Dünya'nın manyetik alan kuvvetinde, son 4.000 yıl boyunca % 50 azalma olduğunu öne sürüyorlar. Araştırmacılara göre bu azalma, Dünya'nın…

Sayıların Dili
Genel
0 paylaşım392 okunma

Sayıların Dili

Murat Aslan - Nis 29, 2018

~~ Son yıllarda İstanbul ve Çanakkale Boğazları’ndan geçen "Rus" gemilerinin sayısı, her yıl ortalama: 18 000. ~~ Dağılan Sovyetler Birliği’nin dışsatımının Türk Boğazları’ndan…

Değişik Çalışmalar Anında Meydana Gelen Kalorik Harcama
Sağlık
0 paylaşım298 okunma

Değişik Çalışmalar Anında Meydana Gelen Kalorik Harcama

Esra Şahin - Nis 29, 2018

ÇALIŞMA Kal/Kg/dk ÇALIŞMA Kal/Kg/dk

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Benzer Kategoriden Yazılar