0 Paylaşım 69 Okunma

Modern Fotoğraf Sanatı 3. Bölüm

Fotoğraf sanatı ve Türkiye:

Fotoğrafçılığın ilk elli yılı devler çağı idi. Bu, 680 kiloluk makineler, 280 cm. odak uzaklığı objektifler ve 250 kilo ağırlığında cam şasileri gibi insanı şaşırtan teçhizatın kullanıldığı bir devirdi. Örneğin; Londra‘da Güney Kensington müzesinin 1858’de resmi fotoğrafçılığını yapan C. Thurston Thompson‘un kullandığı teçhizata bakacak olursak, gerçekten de insanı şaşırtacak derecede olduğunu görürüz. Thompson‘a 8. Henry‘nin Hampton Court‘ta ki sarayından bulunan Raphael‘in eskizlerinin büyük röprodüksyonlarını çekmek görevi verilmişti. İstediği kaliteyi ancak kontakt baskı ile elde edebileceğine karar veren Thompson, hiç tereddüt etmeden bu işi başarabilecek büyük bir fotoğraf makinesi yapmaya koyuldu. Kısa bir süre sonra eni 91 cm., boyu 366 cm. olan bir makine ile Hampton Court sarayında belirdi. Özel olarak döşenmiş bir demir yolu rayı ile makineyi yerine getirerek, istediği boyda ki röprodiksiyonları çekmek üzere işe koyuldu. Birkaç yıl sonra, Glasgow‘lu John Kibble, 92 x 112 cm. boyunda ve Thompson‘un yaptıklarından daha büyük kontakt tablar yapmayı başardı. Kibble‘nin makinesinden objektifi 33 cm. uzunluğunda olup, makineye takılan camların her biri 20 kilo geliyordu.

Modern Fotoğraf Sanatı 3. BölümNitekim 1860’lardan sonra burjuvazinin en çok ilgilendiği konulardan biri fotoğrafçılık oldu. Nedeni de “ölümsüzleşmek” isteği idi. Artık portre dönemi başlamıştı. Önce soylular, ardından seçkin burjuvalar, portrelerine kavuşmak için birbirleriyle yarış etmeye başladılar. Üstelik resimlerde rötuş yapma olanağı ve isteği daha da artıyordu. Fransa‘da 1860 – 1870 portre fotoğrafçılığı gelişiyor Bertall, Fontaine gibi adların yanında hepsini gölgede bırakan Nadar, portreciliğin yanı sıra aynı zamanda karikatürcüydü de. Günümüze kadar gelmiş ne kadar ünlü Fransız varsa, tümünün en başarılı portreleri Nadar‘ın elinden çıkmadır. Nadar‘ın ilk modellerinden biri yazar George Sand‘dır. Ancak gelmiş – geçmiş en büyük portre fotoğrafçısının İngiltere‘den çıkmış olduğu bir gerçektir. Julia Margaret Cameron, “Önemli olan insanın yalnız dış görünüşünü değil, iç dünyasını da yansıtmaktır” tezini savunan Cameron, çektiği her resimde tezini gerçekleştirmek için uğraştı ve bugün bile ulaşılması güç bir düzeyde eserler verdi.

Disderi, bir filmden birkaç baskı yapma tekniğini bulmuştu. Bu bulguyla birlikte, fotoğraf çektirmenin fiyatı da ucuzladı. Böylece yalnız soylular değil, küçük burjuvalar bile resimlerini çektirebiliyorlardı. Çekilen resimlerde ki tek fark, birincilerin portrelerinin en parlak dekorlar içinde, diğerlerinin ise basit dekorlarda olmasıydı. Soyluların evlerinde ki dekorun eşini fotoğraf stüdyosunda kurup, her resmi çekilenin böyle zengin bir görüntüden yararlanmasını da sağlayan Disderi oldu. İmparator 3. Napolyon‘un oturduğu koltuğun eşine oturup, imparotoriçenin yaslandığı masanın eşine yaslanarak resim çektirmek çok güzel bir istek ve arzu idi. 1855 yılında İngiliz ressamı William Lake PriceDon Kişot çalışırken” adlı fotoğrafla tüm sanat dünyasını şaşırttı. Çünkü, çektiği fotoğraf tıpkı tablo gibiydi. Bundan böyle resim sanatı fotoğrafın değer ölçüleriyle, fotoğraf sanatı da resmin değer ölçüleriyle yargılanacaktı. Fransa‘da 1854 yılında kurulan Fransız fotoğraf derneği, fotoğrafçılığın ilerlemesine yardımcı oldu.

Modern Fotoğraf Sanatı 3. BölümBelgesel fotoğrafçılık ise 1850 yılında Almanya‘da Alois Lücherer’in dev bir heykelin taşınışını gösteren bir resmi, Amerika‘da Edward Anthnoy‘nin çektiği Newyork sokakları, İngiltere‘de Thomas Annan‘ın çektiği Glasgow‘da ki gecekondular, bu dönemin ve türün en belirgin örnekleridir.

‘de ise fotoğrafın, gazete haberleri ve yabancı sanatçıların İstanbul‘a gelmesiyle sanatın bizde de gelişmesine başladı. Ama ne yazık ki, aranan malzemenin bulunmaması ve fotoğrafın günah olarak kabullenilmesi nedeni ile gizli – gizli ve eğlence olarak yapılmaya başlandı.

1856 Kırım savaşı İstanbul‘a gelen kimyacı Rabach bütün engellemelere rağmen, Türkiye‘de ilk fotoğrafhaneyi açan kişi olmuştur. İşlerini kısa sürede büyüten Rabach, yanına Diyarbakır’lı Kevork ve Wichen kardeşleri çırak olarak almıştır. Fakat bir süre sonra Rabach‘ın memleketine dönmesiyle Rabach‘ın atölyesini satın alan Kevork ve Wichen kardeşler portre ve manzara resimleri çekerek, ünlerini yurdun her yanına yaymışlardır. Bu arada saraylılar fotoğraf çektirmeye merak sarmışlardı. Çok geçmeden zamanın padişahı Abdülaziz tarafından da taktir edilen Kevork ve Wichen kardeşlere İkinci Abdülhamit‘in tahta çıkışı sırasında “Ressam – ı Hazret – i Şehriyari” ünvanı verilmiştir. Kevork ve Wichen kardeşler daha sonra Abdullah Biraderler adını alarak müslüman olmuşlardır. (Yazının devamı için, site içerisinde arama yaptırarak daha hızlı bir şekilde diğer Modern Fotoğrafçılık Sanatı bölümlerine ulaşabilirsiniz.)

Tüm yasal hakları saklıdır!

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Türk Anonim Şiiri ve Türkü
Edebiyat, Şiir
1127 paylaşım4985 okunma

Türk Anonim Şiiri ve Türkü

Kriyus Dijital - Eyl 15, 2016

Anonim şiirin, değişik rivayetlerle kendi kendini yenileme kaidesi veya geleneği, Pilvene ile ilgili destanlarda görüldüğü gibi, Estergon üzerine söylenen ve "Estergon dediğin su…

Anonim Şiirimizde ve Türkülerde Görülenler
Edebiyat
14 paylaşım183 okunma

Anonim Şiirimizde ve Türkülerde Görülenler

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Yaşanan anonim şiirimizde görülen gelişme veya rivayetler yolu ile çoğalma geleneğini, Plevne savaşından kaynaklanan Plevne veya Osman Gazi destanı zaman akışı içinde ve…

Türk Kültüründe Anonim Şiir
Edebiyat
7 paylaşım223 okunma

Türk Kültüründe Anonim Şiir

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Birçok şiirde zeybek tipine dayanan bir kahramanlık havası vardır. Şu örnekle açıklamaya çalışalım. "Bineğidim kır atımın üstüne, Alayıdım da martinimi destime, Beş yüz…

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Benzer Kategoriden Yazılar