0 Paylaşım 829 Okunma

Michelangelo Merisi Da Caravaggio

Doğum tarihi 29 Eylül 1571, ölüm tarihi 10 Temmuz 1610 olarak kayıtlı geçmiştir. Burcu Terazi, milliyeti İtalyan, en önemli eseri Aziz Matta’ya Çağrı (1599 – 1600), kullandığı teknik Tuval Üzerine Yağlıboya, tarzı ise Barok, kendiniz yerinde görmek isterseniz Contarelli Şapeli, San Luigi Dei Francesi, Roma ziyaret edebilirsiniz.

Öfke yönetimi tedavisi: Caravaggio‘nun buna ihtiyacı vardı. Adam bir kavgadan diğerine sendeleyerek gidiyordu. Başkalarını küplere bindirmekten ya da bizzat gıcık olmaktan kendini alamıyordu. Tepeden tırnağa silahlı dolaştığı için sonuçlar da çoğu kez tatsız oluyordu ve en azından bir seferinde ölümcül oldu. Evet, öyle, Michelangelo Merisi da Caravaggio, hüküm giymiş olabilir ya da saplantılı veya sinirlendirici olabilirler. Ama sadece Caravaggio birinin hesabını gördü. Öte yandan Caravaggio‘nın belaya eğilimi vardıysa eğer, aynı zamanda yorgun dini temalara yeni bir duygu getiren dramatik, gözüpek sanat yaratma yeteneği de vardı. Ve, ne mutlu ona, yeteneğiyle kendilerinden geçtikleri için tekrar tekrar onu skandaldan koruyan güçlü hamileri kendine çekme hüneri de vardır. Ancak sonunda Caravaggio‘nun hayranları bile onu kendinden koruyamadı.

Michelangelo Merisi Da Caravaggio

Michelangelo Merisi Da Caravaggio

Merisi, mütavazi ama sağlam bağları olan bir aileden geliyordu: babası Caravaggio Markisi Francesco – Sforza’nın vekilharcı olarak hizmet etti, soyadı da oradan gelir (Leonardo‘nunki gibi), Caravaggio‘nun çocukluğunun ilk yılları Milano’daki lüks Sforza hanesinde geçmişti, ama veba Lombardiya’yı süpürüp, Caravaggio’nun amcası, dedesi ve babasını aynı günde öldürünce, o konfor da yok oldu. Caravaggio henüz altı yaşındaydı. Doğduğu yerde geçirilen bir çocukluğun ardından, 1584 yılında on iki yaşındaki Caravaggio, Milano‘daki bir ressamın yanına çırak verildi. Ama çıraklığını erkenden, bilinmeyen şartlar altında sona erdirdi. Sonraki dört yıl hakkında hiç bilgi yok ve Caravaggio birden, açlıktan nefesi kokar halde Roma‘da beliriyor. Hizmetkar olarak çalıştı, Romalı sıradan bir metot ressamının yanında günde üç portre başını seri üretimle çıkardı, ta ki birkaç resmi tamamlayacak zaman ve para bulana kadar. Bazıları kendi portreleri, diğerlerinin teması da sokaklarda hayat ve Roma genelevleri. Örneğin, The Cardsharps – Hilebaz İskambilciler, ressamın onlarca kez cereyan ettiğini görmüş olabileceği bir sahne sunar: Zengin ve masum bir genç adam, tecrübeli iki üçkağıtçı tarafından dolandırılmaktadır. Hilebaz İskambilciler yerel bir dükkanda zengin Kardinal del Monte‘nin gözüne çarpıp da Kardinal onu del Monte hanesinde yerleşik ressam olarak çalışmaya davet edince, Caravaggio sonunda bir fırsat yakaladı. Yıllardır ilk kez iyi beslenen Caravaggio, Roma’nın her yanındaki güçlü kilise görevlileri ve dini kurumlar için resimler tamamladı. Çok geçmeden, geleneksel dini temaların dramatik yorumlarını gösteren kendi olgun üslubunu geliştirdi. Örneğin, The Calling of St. Matthew – Aziz Matta’ya Çağrı‘yı ele alalım. Eser, İsa’nın günahkar Matthew‘u havarisi olarak seçtiği anı gösterir. Caravaggio resme leş gibi bir meyhaneyi mekan edinmiş, hurdası çıkmış, eski bir masanın çevresinde beş adam oturuyor. Başka bir havarinin refakat ettiği İsa, kapı girişinde durmuş Matthew’u eliyle işaret ediyor, o da sanki “Kim, ben mi?” diye sorar gibi kendini işaret etmiş. Daha önceki ressamlar, değişim anını belitmek için havada süzülen melekler ya da ayrılan bulutlardan yararlanmışlardı, ama Caravaggio’nun çözümü çok daha basit: Işık, inayet dokunuşunu gösteriyor. İsa’nın arkasından akar ve tam Matthew’un üzerine düşerken, resmin geri kalanı kasvetli gölgeler içine atılıyor. Işık ve gölgenin aşırılığıyla tanımlanan bu chiaroscuro – ışık gölge oyunu üslubunun öncülüğünü Caravaggio yapmıştı.

Michelangelo Merisi Da CaravaggioAma başarının sakinleştirici bir etkisi olmadı sadece Caravaggio‘ya başını cidden büyük dertlere sokması için zaman verdi. Pahalı giysiler alır, sonra paramparça olana kadar onları giyerdi; masa örtüsü olarak eski bir tuval kullanılırdı; halk tabakasından kişilerin kılıç taşıması yasak olsa da modaya uygun, uzun bir merçle gezerdi. Roma polisindeki sicil listesi uzun ve ayrıntılı bir hal aldı, bu liste fahişeler yüzünden edilmiş kavgalar ve sanatsal yetenek üzerine ağız dalaşlarıyla doluydu. Hamileri onu savunmaya devam etti, ta ki çizgiyi aşıp cinayete varana kadar. Caravaggio’nun kurbanı, kendisi de pek kilise korosu şarkıcısı sayılmayacak biriydi, düpedüz bir haydut gibi görünüyor. İkisi bir tenis maçının sonucu üzerine ya da bir tenis maçı bahsi nedeniyle ya da bir tenis maçının yakınlarında (ayrıntılar bulanık) kavga ettiler ve bir düzineye yakın insanın karıştığı arbedede Ranuccio öldürüldü. Arkadaşları yaralı Caravaggio’yu kent dışına kaçırdı, ama cinayetten mahkum olmasını da, bunu izleyen cezayı da önleyemediler: ölüm cezası. Şimdi, ressamın kellesine fiyat konmuştu. Caravaggio papalık bölgesi dışına, Napoli’ye ve onu Lombardiya günlerinden hatırlayan Markiz di Caravaggio‘nun yakınına yollandı. Tuhaftır, ama Napoli sosyetesi zaptolunmayan ressamı bağrına bastı, ona bir kaçaktan ziyade misafir bir şöhret muamelesi ettiler. Ama sonra yeniden yola koyuldu, bu sefer gözüpek şövalyeleriyle ünlü Malta adasına. Bu savaşçı keşişler tarikatı, Akdeniz’in cesaretle savunulmasını iffete, itaate ve dini sofuluğa bağlılıkla birleştirmişti. Caravaggio belki de dini bir tarikata kabul edilmenin ona Roma’da bir af sağlayabileceğini umut ediyordu. Belki biraz pişmanlık da duyuyordu. Resimlerinin duygusal derinliği, onun sıradan bir zorbadan öte olduğunu ortaya koyuyor, belki de vicdan azabı çekiyordu. Caravaggio 14 Temmuz 1608’de, çömezlik döneminde yaptığı sunak resminin önünde durarak, Malta Şövalyeleri’nin yeminini etti. Kilisenin küçük tapınağındaki  The Beheading of St. John Baptist – Aziz Matta’nın Şehit Edilmesi onun boyut olarak en büyük eseri, en dramatiklerinden de biridir; bir cellat kafasını kesmeye hazır beklerken azizin yere fırlatılmasını gösterir. John’ın boynundan kan fışkırır, yanında gölcükler oluşturur ve tuvalin altına doğru akar; burada, kanla yazılmış gibi, Caravaggio‘nun bilinen tek imzasını buluruz.

Caravaggio işçilere, kısa süre önce gömülmüş bir cesedi tutarak kendisine poz vermelerini emretti. Kokuya dayanamayınca cesedi bıraktıkları zaman ressam hançerini çekti ve onlardan gene önceki gibi durmalarını istedi.

Michelangelo Merisi Da CaravaggioBir yıldan uzun süre kusursuz davrandı, ama 1608 Eylül’ünde bir başka önde gelen şövalye ile kavga etti (ismi şimdi bilinmiyor), onu ciddi biçimde yaraladı. Caravaggio‘nun gerekçesi neydi bilmiyoruz, ancak ilk biyografi yazarlarından biri, onun “kendini asil doğmuş biri diye düşünme çılgınlığı yüzünden gözünün kör olduğunu” iddia eder. Keşiş olmuş ressam, “kuş kafesi” denen bir hapishane hücresine atıldı, kireçtaşına oyulmuş bir çukur. Çok geçmeden, “kaçtı” ve Sicilya’ya gitti deniyor. Ama kimse böyle bir hücreden yardımsız kaçamaz; belli ki güçlü biri onu Malta dışına çıkarmayı ayarlamış. Şövalyeler, “kötü ve çürümüş bir organ” diye tanımlandığı bir törenle, onu tarikattan ihraç ettiler. Caravaggio, gene kaçak bir adamdan ziyade orayı ziyaret eden mevki sahibi biri gibi davranarak, Sicilya’da dolaşmaya başladı. 1609’da aniden Napoli’ye ve Markiz di Caravaggio’nun korumasına döndü. Birinin muhtemelen Malta’da yaraladığı şövalyenin peşine düştüğünü öğrendi. O günlerden kalan raporlar, onu uyurken bile hançer takardı diye tanımlıyor. Caravaggio Markiz‘in sarayında güvencede kalabilirdi, ama şehrin meyhanelerinin cazibesi dayanılmaz hale gelmişti; Ekim ayının sonunda onların mamüllerini tatmaya çıktı. Popüler bir barın girişinde silahlı adamlar tarafından çevrildi, yüzünden bıçaklandı ve öldü diye bırakıldı. Şövalye sonunda intikamını almıştı. Caravaggio, Markiz’in bakımı altında aylar süren bir nekahat dönemi geçirdi, yüzündeki yaralar da onu neredeyse tanınmaz bir hale getirdi. Ne var ki, yaratıcı dürtüsü her zamankinden de güçlüydü. Fırça tutabilecek hale gelince, yeniden resim yapmaya başladı. Bu günlerin en akıldan çıkmaz eserlerinden biri David with the Head of Goliath – Golyat’ın Başını Kesen Genç Davut‘tur. Genç bir Davut, kadifemsi bir karanlıktan bir ışık sütununa çıkarken, bir elinde parıldayan kılıcı, ötekinde de dev Golyat’ın ağzı açık, boynundan kan akan kafatasını tutar. Resmin gerçekten tuhaf olan yanı, figürlerin ikisinin de Caravaggio’nun kendi portreleri olmasıdır. Davut, masumiyet ve umut dolu genç Caravaggio olarak, Golyat’a, kendisinin o sıradaki yaşlı haline, alemlerle aşınmış ve kavga yaraları taşıyan yüzüne kederle bakar.

Roma’dan bir af için hazırlıklar yapıldığı yolunda haberler geldiğinde, gelecek hala potansiyel taşıyormuş gibi görünüyordu. Tam anlamıyla şifa bulmamış Caravaggio küçük bir tekneyle Napoli’den yola çıkmıştı ki bir fırtına tekneyi küçük bir kasabaya sığınmak zorunda bıraktı; yerel garnizonun yüzbaşısı da yerel bir eşkiya sanarak onu tutukladı. Serbest bırakılması için hatırı sayılır bir rüşvet eşkiya sanarak onu tutukladı. Serbest bırakılması için hatırı sayılır bir rüşvet gerekti, o vakte kadar da tekne, Caravaggio’nun sahip olduğu her şeyle birlikte kuzeye doğru yola çıkmıştı. Tekneyi yakalama telaşıyla İtalyan yazının acımasız sıcağında yola koyuldu. Bundan sonra ne olduğu belirsiz. Belki de sıtmanın ya da başka bir hastalığın kurbanı oldu ya da sadece önceki saldırıdan zayıf düşmüştü. Her neyse, Caravaggio ateşle gücünü yitirdi ve 18 Temmuz 1610’da, otuz sekiz yaşında öldü. Roma’da ona tam bir af bahşedildiğini hiç öğrenemedi.

Michelangelo Merisi Da CaravaggioCaravaggio’nun ömrü boyunca ve ölümünden hemen sonra, şöhreti, Avrupa’daki ressamların onun gerçekçiliği ile ışık – gölge oyunu tekniğini taklit etmesine yol açtı. Sonunda zevkler değişti, on dokuzuncu yüzyılda hemen hemen unutulmuştu. Resimleri yok edildi ya da dağıldı, özel koleksiyonlarda çürüdüler ya da tavan aralarında küflendiler. Yirminci yüzyılın ortasında Caravaggio’nun şöhreti canlanmaya başladı. Şöhretiyle birlikte tuvallerinin fiyatları da yükseldi ve çok geçmeden ressamın kayıp eserleri kovalanmaya başlandı. 1990’lı yılların başlarında, 1602 tarihli bir şaheser, Taking of Christ – İsa’nın Alınışı, Dublin’deki bir Cizvit evinin duvarında, bir is tabakasıyla örtülü ve önemsiz bir takipçisinin işi sanılarak, asılı bulundu. Bugün Caravaggio, çarpıcı gerçekliği ve duygu derinliği için olduğu kadar, bir sanat kahramanından çok The Sopranos dizisi karakterlerininkine benzeyen hayatıyla da takdir edilir. Caravaggio’nun sanatında şiddetin rol oynaması şaşırtıcı bir şey değildi, ama ressamın belli başlı bir tema olarak kafa kesmeyi seçmesi garip. Ya kafaları kesilmiş ya da kelleyi kaybetmelerine ramak kalmış figürleri gösteren resimlerinin sayısı on ikiden az değildir. Psikoloji meraklısı akademisyenler bu tuhaf özellik sayesinde bayram etmiş, çoğu çıkış noktası olarak Freud‘un denklemini almıştır: kafa kesme = hadım etme. Buna karşılık Caravaggio’nun da araştırdığı simya ilminde kafa kesmek ruhun fiziksel diyardan ayrılması anlamına gelir, yani belki de bir yabancılık duygusunu ve bir bütünlük arayışını ifade ediyor. Ya da belki sadece dönemine tepki gösteriyordu. Ne de olsa, on yedinci yüzyıl Roma’sında hükümetin onayladığı asma, kafa kesme, dörde ayırma ve sopalamalar gündelik olaylardandı.

Michelangelo Merisi Da CaravaggioCaravaggio natüralizme bağlıydı ve ilk biyografilerden birinde kendisinin, “Doğanın, fırçasına uygun tek konu olduğunu düşündüğü”nü beyan etti. Ama bazen de gerçekçiliğin ölçüsünü kaçırırdı. En aşırı olay, Lazarus’un Dirilişi‘ydi (1609). Ondan istenen, Yeni Ahit’te anlatılan İsa’nın mezarda üç günden sonra Lazarus‘u diriltmesi olayını resmetmesiydi ve Caravaggio da, işi doğru dürüst yapma düşüncesiyle, yeni gömülmüş bir cesedin kazılıp çıkarılmasını emretti. İki işçiye modelleri olması için para ödedi ve onlara cesedi tutarak poz vermeleri yolunda talimat da verdi. Adamlar pis kokuya dayanamayıp kadavrayı ellerinden bırakınca, Caravaggio da hançerini çekti, onu yeniden yerden kaldırmalarını istedi. İşçilerin onun hançeri kullanacağı konusunda şüphesi yoktu, sözünü dinleyip cesedi kaldırdılar. Daha kolay bir yolu olsa gerek. Caravaggio düşman edinme konusunda yetenekliydi. Bunların biri, bugün titiz, melodramatik freskleriyle hatırlanan Romalı bir ressam, Giovanni Baglione’dir. Ressam, Caravaggio’nun istediği bazı işleri almıştı, Caravaggio da onun için tipik sayılan bir itidalsizlikle, rakibi hakkında attı tuttu. Baglione de onu iftiradan mahkemeye verdi. Dava Ağustos 1603’te başladı. Baglione, Caravaggio’nun onun hakkında küfürlü dizeler yazdığını ve bunları Roma’da dağıttığını iddia etti. Caravaggio şiirleri yazdığını inkar etti, ama Baglione’nin işlerinden hoşlanmadığını yalanlamadı. Baglione’nin Resurrection – Yeniden Diriliş‘ini “acemice” dedi. Yangına körükle giderek, “Baglione’nin iyi ressam olduğunu düşünen sanatçı tanımam,” diye de ekledi. Caravaggio’nun hamilerinden bazılarının müdahale etmesiyle, dava kesin bir sonuca varılmadan sona erdi. Caravaggio‘dan otuz yıl kadar daha fazla yaşayan küplere binmiş Baglione, sonunda Ressamların, Heykellerin ve Mimarların Hayatları (1642) adlı kitabında intikamını alarak, ölmüş Caravaggio hakkında kulağına çalınmış her çirkin rivayeti tekrarladı.

Tüm yasal hakları saklıdır! (Sanatçıların saklı kalmış bilgileri)

İlginizi Çekebilecek Yazılar

Dünya’nın Kutupları Değişiyor Mu?
Fizik
0 paylaşım834 okunma

Dünya’nın Kutupları Değişiyor Mu?

Murat Aslan - Nis 29, 2018

Minnesota Üniversitesi'ndeki iki jeofizikçi, Dünya'nın manyetik alan kuvvetinde, son 4.000 yıl boyunca % 50 azalma olduğunu öne sürüyorlar. Araştırmacılara göre bu azalma, Dünya'nın…

Sayıların Dili
Genel
0 paylaşım551 okunma

Sayıların Dili

Murat Aslan - Nis 29, 2018

~~ Son yıllarda İstanbul ve Çanakkale Boğazları’ndan geçen "Rus" gemilerinin sayısı, her yıl ortalama: 18 000. ~~ Dağılan Sovyetler Birliği’nin dışsatımının Türk Boğazları’ndan…

Değişik Çalışmalar Anında Meydana Gelen Kalorik Harcama
Sağlık
0 paylaşım430 okunma

Değişik Çalışmalar Anında Meydana Gelen Kalorik Harcama

Esra Şahin - Nis 29, 2018

ÇALIŞMA Kal/Kg/dk ÇALIŞMA Kal/Kg/dk

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Benzer Kategoriden Yazılar