0 Paylaşım 350 Okunma

Michelangelo Buonarroti

6 Mart 1475 doğum tarihi, 18 Şubat 1564 ölüm tarihi olarak belirtilmiştir. Burcunun Balık burcu olduğu, milliyetinin İtalyan asıllı olduğu, en önemli eserleri arasında Adem’in Yaradılışı (1508 – 15129 verilebilir. Tekniği Fresk, tarzı ise İtalyan Rönesansı‘dır. Kendiniz görmek isterseniz Sistin Şapeli, Vatikan / Roma ziyaretinde bulunabilirsiniz.

Der ki; Eğer insanlar ustalığımı kazanmak için ne kadar çok çalıştığımı bilselerdi, hiç de böyle harika görünmezdi.

Michelangelo fevri yapıda, patlayıcı eğilimleri, derin sevgileri ve ani hiddet nöbetleri olan bir adamdı – kısacası, terribilita’sı vardı, “duygu yoğunluğu” ya da “korkutuculuk” diye çevrilebilen bir İtalyan deyişi. Yüzleşmelerden hoşlanmayan Papa X. Leo‘nun şöyle dediği söylenir. “Michelangelo imkansızdır ve onunla başa çıkamazsınız.” Michelangelo’nun terribilita’lığını ateşlemenin emin bir yolu, ona ressam demekti. Kendini heykeltraş sayardı – hatta mektuplarını “Michelangelo Buonarroti, Heykeltraş” diye imzalardı – ve insanlar iki sanatı karıştırdığı zaman ciddi bir öfkeye kapılırdı.

Heykeli yalnızca gerçek işi değil, aynı zamanda en yüksek sanat biçimi sayardı. Oysa, kendini ressam saymayan bir adam için, ne harika şeyler çizmişti! Sistine Şapeli freskleri pek çok sanat tarihçisi için Yüksek Rönesans‘ın en büyük başarısını temsil eder. İşe bakın ki, Michelangelo, dikkatini sevgili mermerinden başka tarafa çekecek bir şey olarak gördüğü projeyi istemiyordu. Şaşırtıcı bir güç ve duyarlılığa sahip heykeller yarattığı inkar edilemez, ama resimleri de Batı sanatının şaheserleri olarak hemen fark edilir.

Michelangelo BuonarrotiAristokratların soyundan geldikleri varsayılan Buonarrotiler, eski yaşam tarzlarını keybetmişlerdi ve bundan hiç hoşlanmıyorlardı. Belki de oğlu, ressamlığı meslek olarak yapmak istediği yolundaki niyetini açıklayınca, Michelangelo‘nun babası Ludovico onun için bu kadar kızmıştır. Ludovico gönülsüzce Michelangelo‘nun Floransalı bir ressamın atölyesinde eğitim görmesini ayarladı, ancak fevri genç adam, ustasıyla boyuna kavga edip duruyordu.

Neyse ki 1490 sonlarında daha makul bir sanatsal çevreye geçebildi: Lorenzo de’ Mediciler‘in heykel bahçesine. Sandro Botticelli‘nin büyük hamisi Lorenzo, değerine paha biçilmez bir kadim ve çağdaş heykel koleksiyonunu bir araya getirmişti ve umut veren heykelciler için bir atölyenin sponsorluğunu yapıyordu.

Michelangelo, Floransa’daki Fransız istilasından kurtulacak şekilde şehirden sıvışmıştı. 1495 sıralarında dönerek, frer Giralomo Savonarola’nın şehirde hüküm sürmesine tanık oldu, sonra 1496’da şehri alelacele terk etti; bu sefer birkaç yerel kardinal için heykel yapma işini üstlenmek üzere Roma‘ya gitmişti. Roma’dayken Michelangelo, İsa’nın cansız bedenini kucağında tutan Bakire Meryem‘i ustaca betimleyen Pieta‘yı tamamladı. Meryem’in elbisesindeki katlardan, İsa’nın saçının dalga dalga dökülmesine kadar hayret verici canlı ayrıntılar ve dokularla, gruplaşma heykelde bir güç göstergesidir.

Pieta Michelangelo‘ya sağlam bir şöhret getirdi – ama sadece Roma’da. 1501’de Floransa‘ya dönünce kendini yeni baştan kabul ettirmek zorunda kaldı. Bu zorlu işin üstesinden, Floransa katedralinin avlusunda 1463’ten beri durup duran dar, dört buçuk metreye yakın bir mermer blok sayesinde geldi.

Daha önceki sanatçılar tarafından üzerinde çalışılmış, ama taştan kaynaklanan sorunlar yüzünden bırakılmış olan bloktan bir heykel tamamlama işini kabul etti. Michelangelo blokun – hataya meydan vermeyen – sığ derinliğini uygun hale getirmeyi başardı ve sonuçta ortaya çıkan ürün, David – Davut, ağzı sıkı Floransalılar’ı onun tarafına çekti. Sonra Papa II. Julius‘tan beklenmedik bir davet – ya da, daha doğrusu celp geldi. Tavuskuşu kadar kendini beğenmiş olan Julius, Michelangelo’nun o vakte kadar yaratılmış en muhteşem mezarı yontarak onun anısını kutlamasını istiyordu.

Michelangelo projeyi takıntı haline getirdi ve kırktan fazla figür içerecek bir mozole planının taslaklarını yaptı. Seçkin mermer ocaklarıyla tanınan Carrara‘da kaldıktan sonra Roma’ya döndü ve sadece kutsal bir omuz çevirme ile karşılandı. Anlaşılan aradaki aylarda Papa, karakteristik bir küstahlıkla, St. Peter‘in dördüncü yüzyıldan kalma mabedini yıkarak ve yerine muazzam yeni bir bazilika yaparak, Hıristiyan aleminin en büyük kilisesini inşa etmeye karar vermişti. Papa‘nın bütün ilgisi ve parası yeni binaya ve Michelangelo‘nun projesinden uzağa aktarılmıştı.

Michelangelo BuonarrotiMichelangelo‘nun burnuna komplo kokusu geldi. Yeni St. Peter’in mimari, yeminli düşmanı Donato Bramante idi; o da Bramante‘nin Papa’nın lütfuna nail olmak için başına çorap ördüğünden şüphelendi. Papa ile buluşma yolundaki birkaç çabanın ardından Michelangelo, birden ve izinsiz olarak, Floransa’ya firar etti. Ha! Kimse Julius’u terk edemez.

Papa Michelangelo’ya öfkeli mektuplar yolladı, o da istemeye istemeye onunla buluşmak için yola çıktı, sonra da dizlerinin üstünde özür diledi. Papa ona kendisinin olduğundan büyük boyda bir heykelini yapma cezası verdi. (Eser baki kalamadı; bronzdan dökülmüştü, dört yıldan az bir süre sonra eritilip top yapıldı.) Sonra Papa, Michelangelo’nun bir sonraki projesinin Sistine Şapel tavanını resimlemek olduğunu ilan etti. Sanatçı reddedemedi, ama bir kez daha bir bit yeniği sezdi.

Bramante’nin, Michelangelo‘nun resim yapmaktan hoşlanmadığını bilerek ve başarısızlığa uğrayacağını umarak, ona bu işin verilmesi için dolap çevirdiğinden şüphelendi. Ama resmi yaptı. Büyük kemerli mekan için Michelangelo, Eski Ahit‘in bir özeti olan karmaşık sahneler, figürler ve Trompe I’ceil mimari unsurlardan oluşan bir düzenleme geliştirdi. Beş ana pano, kozmosun yaradılışıyla başlayıp Nuh ve Tufan‘la sona eren Tekvin’in açılış bölümlerinden olayları gösterir.

Figürlerin helezonik dönüşü dinamik, çalkantılı bir bütünle sonuçlanırken, mantıklı düzenleme, eserin anlaşılmazlığa düşmemesini sağlıyor. Kendine güven ve deneyim kazandıkça, tavan boyunca Michelangelo‘nun ilerleyişini izleyebilirsiniz. Son sahneler, özellikle de Adem’in Yaradılışı, oldukça akılda kalıcı niteliktedir. Narin kaslı Adem, bir melekler kalabalığının desteklediği sakallı bir adam olan Tanrı’ya aygın baygın bakar. Tanrı, Adem’in gevşek eline dokunup hayat kıvılcımını vermek için maksatlı bir parmak uzatır.

Michelangelo BuonarrotiSistine Şapeli freskleri hakkında birkaç mit ortaya çıkmıştır. Birincisi, Michelangelo sırtı üstü yatarak çalışmadı. Kocaman bir iskele tavanın altında asılıydı, o da kolları başının üstünde çalıştı. Projenin hepsini de kendi tamamlamadı. Onunla birlikte, boyaları ezen ve alçıyı karıştıran birkaç asistan çalıştı. Çoğunun, tavanın tamamlanmasının sürdüğü yaklaşık dört yıllık sürede işten ayrıldığı doğrudur. Ekip, Michelangelo‘nun küçük stüdyosunda birlikte yaşadığı ve tek bir yatağı paylaştığı için bunda şaşacak pek bir şey yok.

Michelangelo banyo yapmanın sağlığına zararlı olduğuna inandığı için, personel mümkün mertebe kısa sürede kapıyı bulmaya hevesli olabilir. Bu arada Papa Julius‘un, dünyaya armağanının sefasını sürmek için pek fırsatı olmadı; 1519’da, fresklerin tamamlanmasından birkaç ay sonra öldü. Neyse ki ondan sonra gelen birkaç papa, resimden çok heykel ve mimariyle ilgiliydi de Michelangelo rahat bir nefes aldı. Ancak bu yıllardaki projelerinin çoğuna ya hiç girişilmedi ya da tamamlanmadan kaldılar. Örneğin Medici Şapeli, değerli Night – Gece, Day – Gündüz, Dusk – Alacakaranlık ve Dawn – Şafak heykellerinin bulunduğu olağanüstü bir anıttır, ama figürlerden bazıları üzerinde sadece kabataslak çalışılmıştır. Nihayet Papa VII. Clement, Michelangelo’nun resim yeteneğine direnemedi ve sanatçıyı, sunağın arkasındaki duvarda kocaman bir fresk yapması ve Sistine Şapeli‘ne son rötuşu kondurması için görevlendirdi.

The Last Judgment – Son Yargı, İsa ile Bakire Meryem‘in dünyanın sonuna nezaret etmelerini gösterir. Çevrelerini azizler, piskoposlar ve çoğu kurban oluşlarının sembollerini taşıyan din kurbanlarından oluşan bir anafor sarmıştır (derisi yüzülen Aziz Bartholomew kendi derisini tutar, yüzünün Michelangelo’nun alaycı bir kendi portresi olduğu sanılır). Kurtulanlar topraktan yükselirken, bu semavi diyarın altında lanetliler, gudubet boynuzlu şeytanlar tarafından cehenneme sürüklenir. 1535 – 1541 yılları arasında yapılmış olan Son Yargı, Michelangelo‘nun neredeyse otuz yılda ne kadar evrim geçirdiğini, kompozisyonları ile renk kullanımında daha maceracı hale geldiğini açıkça gösterir.

Michelangelo Son Yargı’yı tamamladığında altmış altı yaşındaydı; yani o devre göre ihtiyar bir adam, ama önünde hala yirmi yıl vardı. Ömrünün geri kalanında Roma‘da yaşadı. Vaktinin büyük kısmı, Papa Julius‘tan yıllar önce başlanmış St. Peter’s Bazilikası‘nın mimarisine adandı. Sanatçı, 18 Şubat 1564’te ölmeden altı gün önce, Rondanini Pieta’yı çekiçleyip duruyordu.

Michelangelo‘nun öyle itici bir vücut kokusu vardı ki asistanları onunla çalışmaya dayanamıyorlardı.

Michelangelo BuonarrotiMichelangelo‘nun ölü bedeniyle ne yapılacağı konusunda nahoş bir cebelleşme başladı; Roma’da, Floransa’da onu gömme şerefi için rekabete girmişti. Önce ölü bedeni bir Roma kilisesine götürüldü, ama Michelangelo‘nun yeğeni tabutu bir ticari mal balyası olarak tebdil – i kıyafet etti ve amcasının bedenini şehir dışına çıkardı. Tabutun, kalabalıklar bedeni görsün ve hatta dokunabilsin diye törenle açıldığı Floransa’ya varması üç hafta aldı. Michelangelo nihayet, Santa Croce‘nin eski mahallesinin kilisesinde istirahatgahına bırakıldı. Sanatçının Floransa‘daki akademisinin üyeleri de pek süslü bir mezar tasarladılar.

Michelangelo, bütün diğer sanatçılar değerlendirildiğinde kıstas haline geldi. Ya ona özenirdiniz ya da onun koyduğu standarttan kasıtlı olarak uzaklaşırdınız. Çok daha sonra, on dokuzuncu yüzyılda, heykeltraş Auguste Rodin, Michelangelo’ya ilham kaynağı olarak bakacaktı. Michelangelo “En Büyük Sanatçı” tahtından, ancak yirminci yüzyılda, modernizmin yükselişiyle indirildi.

Genç Michelangelo‘nın, yaşıtlarının resim yapma becerisiyle alay etmekten hoşlanan biraz itici bir yanı vardı. Özellikle bir acımasız sataşma vardır ki, izlerini ömrü boyunca taşıdı. Ressam Pietro Torrigiano, bu olayı yıllar sonra biraz tatmin hissiyle hatırlıyordu: “Bir gün beni o kadar kızdırdı ki, kendimi her zamankinden fazla kaybettim ve yumruğumu sıkarak onun burnuna öyle bir darbe oturttum ki, kemikle kıkırdağın bisküvi gibi ezildiğini hissettim. O adam ölene kadar benim imzamı taşıyacak.

Michelangelo, Floransa’daki Medici Şapeli‘ne başlayınca, mezarın ithaf edildiği iki kuzenin oyma portreleri yüzünden eleştirilmişti. Gözlemciler, Urbino Dükü Lorenzo ile Nemours Dükü Giuliano‘nun tasvirlerinin ölmüş saray mensuplarına hiç benzemediği yorumunda bulunmuştu. Michelangelo‘nun böyle boş tartışmalar için hiç sabrı yoktu, cevabı yapıştırdı: “Bin yıl sonra kimse onların neye benzediğini bilmeyecek.

Michelangelo BuonarrotiMichelangelo çıplak bedeninin, özellikle de erkek bedeninin sanatın en büyük başarısını temsil ettiğine inanırdı. Erkek çıplaklığına öyle aşkla bağlıydı ki kadın nüleri bile erkeğe benzerdi. Örneğin heykeli Gece‘nin, bir erkeğin kaslı karnından yükselen garip balon gibi göğüsleri vardır. Michelangelo‘nun kadın model kullanmaktan hoşlanmayışının nedeni belki de cehalettir kimi bilginler onun hiç çıplak kadın görüp görmediğini sorgular. Nihayetinde bu çıplak her şeye olan sevgi, Michelangelo‘nun başını derde soktu. 1530’ların yeni muhafazakarlaşmış atmosferinde Son Yargı‘yı tamamladığında, eleştirmenler, azizler ile din kurbanlarını doğal halleriyle gösterdiği için hemen ona saldırdı.

Bir yazar, “Böyle şeyler görmemek için bir genelev bile gözlerini kaçırırdı,” diye yazdı. Bir miktar tartışmanın ardından, kilise hiyerarşisi, figürlerin şehvetli olduğunu kabul etti ve yaramaz parçaların üstüne kumaş koysunlar diye az önemli ressamlar tuttu. Michelangelo mesajı aldı. Daha sonraki fresklerinde melekler nadiren giysisiz görünür.

Michelangelo‘nun bir kadını hiç çıplak görmeyişi ise kulağa tuhaf geliyor, ama mümkün. Sanatçı hiç evlenmedi, kadınlarla ender ilişkileri de tamamen platonikti. Ancak erkeklerle etkileşimi daha yoruma açık olabilir. Roma‘da geçirdiği sonraki yıllarında kendinden genç en azından iki adamla derin bağlar kurdu. Erkeklerin genç arkadaşlarına “aşk” duyup onlara tutkulu şiirler yazmaları pek modaydı. Elbette ki bu tür ilişkilerin çoğu tamama eriyordu, ama ötekiler ermezdi.

Eşcinsellik, frer Savonarola tarafından mahkum edildiğinde, Michelangelo, Floransa‘da kolay etkilenir genç bir adamdı. Yıllar sonra Savonarola‘nın ses tonunu tam olarak hatırladığını ve yeni frengi hastalığının insanları kasıp kavurmasına tanık olduğunu iddia etti. Michelangelo sık sık, ömrü uzattığına inandığı cinsel perhizi savunurdu. Seksen dokuzuncu doğum gününden bir gün önce öldüğü düşünülürse, belki de bir bildiği vardır.

Tüm yasal hakları saklıdır! (Sanatçıların saklı kalmış bilgileri)

İlginizi Çekebilecek Yazılar

İnhibitörler (Engelleyiciler)
Biyoloji
0 paylaşım1403 okunma

İnhibitörler (Engelleyiciler)

Esra Şahin - Nis 01, 2018

Bitkilerin pek çoğu doğal olarak gelişmelerini önleyen, ancak doğal savunma mekanizmalarının parçası olan kimyasal bileşikler üretmektedirler. Ürettikleri bu maddeler, kimi zaman ananas bitkisindeki…

Karl Barth (İsviçreli Kalvenci 1886 – 1968)
Biyografi, Din
0 paylaşım1062 okunma

Karl Barth (İsviçreli Kalvenci 1886 – 1968)

Esra Şahin - Nis 01, 2018

Hiç de öyle eğlenceli değil. Yeni başlayanlar için söyleyelim, bir önceki yüzyılın, insan ile Tanrı‘yı aşağı yukarı aynı kefeye koyup insanoğlunun ilerleyişi üzerine…

Paul Tillich (Alman Lutherci 1886 – 1965)
Biyografi
0 paylaşım1312 okunma

Paul Tillich (Alman Lutherci 1886 – 1965)

Esra Şahin - Nis 01, 2018

Paul Tillich (ABD’ye Yerleşmiş Alman Mülteci, Lutherci) Tepeden tırnağa modern ve biraz da insan. Paul Tillich teoloji, insan sorar Tanrı yanıtlar formatına sahip,…

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Benzer Kategoriden Yazılar