Karl Barth (İsviçreli Kalvenci 1886 – 1968)

Hiç de öyle eğlenceli değil. Yeni başlayanlar için söyleyelim, bir önceki yüzyılın, insan ile Tanrı‘yı aşağı yukarı aynı kefeye koyup insanoğlunun ilerleyişi üzerine bir sürü laf eden, ben iyiysem sen de iyisin tarzı liberal Protestan teoloji Karl Barth‘ın canına tak etmişti.



Ona göre, Tanrı yalnızca tümüyle Tanrısal, tümüyle yüce ve tümüyle aşkın değil (yani, bizim gibi bir şey değil), indirdiği vahiyler yoluyla bildirdiği şeyleri bir yana bırakırsak, tümüyle bilinmezdir de; ki, geçerken söylemiş olayım, bu vahiylerin zamanını ve yerini de tümüyle Tanrının kendisi seçmektedir.



O nedenle, “Acaba Tanrı’yla nasıl konuşmak gerekir” tasasını bir yana bırakın: Böyle bir şey zaten söz konusu olamaz ki. Onun yerine kendi günahkarlığınız üzerinde durun, çünkü insanın gerçek doğasında olan günahkarlıktır.
Liberallerin vurgulamayı çok sevdikleri gibi, erdemlilik ve soyluluk değil. Bütün bunlara “neo – Ortodoksluk” diyebilirsiniz. Ya da “kriz teolojisi” diyebilirsiniz, iman, kilisesinin ön sırasında oturmanın verdği hoşnutluktan değil, özellikle bu yüzyıldaki iki dünya savaşının getirdiği kargaşa ve yıkım düşünüldüğünde, ön safta bulunmanın tehlikesinden gelir, anlamında Karl Barth‘ın kullanmayı pek sevdiği bir deyim.



Siz en iyisi bu işi burada bırakın. Yoksa, Karl Barth‘ın vahiy, yaratılış, barışma, kurtarılma ve bunun gibi konularda son söz değerindeki 12 ciltlik Kirchliche Dogmatik‘ine (Kilise Dogmaları) dalacaksınız demektir ki bu da, okuma deneyimlerinin göstermiş olduğu gibi, ağız dolusu çiklet ile kumu bir arada çiğnemekle aynı şeydir.
1963 Sonning Ödülü’nü kazanmıştır.
Tüm yasal hakları saklıdır!

Total
2
Paylaşım
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilicek İçerikler