0 Paylaşım 36 Okunma

Fransız Sinema Dünyası

1917 yılında Fransız sinema dünyasında bir yenilik göze çarptı. Germaine Dulac “Delilerin ruhu” adından bir film çevirdi. Abel Gance yeni ile eski arasında tereddüt ediyordu. Bununla beraber Canudo ile Delluc’un attığı tohumlar 191′da olgunlaşmış gibi görünüyordu. Delluc, Germaine ile beraber “İspanyol alimleri”ni çevirdi. Marcael L’Herbier 1918′de “Rose France” ile işe başlayıp, arkasından “Gerçekler karnavalı” ile kariyer yapıyordu. Savaş sonunda First National, Charlie Chaplin’in ilk filmini gösteriyordu. Sinemada birbiri ardına Fatty, Zigoto’yu, Harold Lloyd’u gösteriliyor ve halk tabakasından nice insanlar memnun ve mutlu ediliyordu.   Bu sırada Amerika’da ikiyüzlülük en ileri safhalarda ilerliyordu. Mezhep farkı, ırk farkı gözetmeden Amerikalılar bir tek şeyde birleşiyorlardı. Herkes sinemaya koşuyordu. Sinclair Lewis, Elmer adında ki romanında sinemayı kıskanmaya başlayan Protestan Papazlarının halini tasvir ediyordu. Papazlar hiç çekinmeden sinemanın şeytana eşit olduğunu ileri sürüyorlardı.

 

 

10 Temmuz 1921′de Fatty’nin verdiği bir ziyafette 12 film yapımcısı, çırıl-çıplak soyunarak aynı kıyafette 12 genç kızla dans ettiği için ilin valisi cezaya çarpılmıştı. Fatty ile arkadaşları adaletin ağzını kapamak için yüz bin dolar vermek zorunda kaldılar. Fakat Fatty’nin talihi yokmuş ki, iki ay sonra da bir eğlence esnasında Virginia Rappe’nin kolları arasında öldü. Çok geçmeden Jesse L.Lasky’nin rejisörü Taylor, esrarlı bir şekilde katledildi. Artık Babil ile Hollywood arasında ki benzerlik kesin bir sonuç almıştı. Amerikalı dindarlar yüzlerine maske geçirip, gizliden-gizliye Kaliforniya’ya taşınmaya başladılar. Film yapımcıları kendilerini korumanın sırası geldiğini anladılar. Madem ki sansüre gerek var, o halde bu adamları kendi aramızdan seçelim, dediler. 15 Ocak 1922′de William H.Hays, senede 10.000 dolar kazandığı Posta Telgraf Nazırlığını bırakarak (Picture Producers and Distributors of America) reisliğine geçti ve yılda 100.000 dolar almaya başladı. Paramount şirketi, 1919′da Wall Street’e müracaat edip, Kuhn-Toeb ve şürekasıyla birleşti. Çok geçmeden Loew, Pathe ve Fox tahvilleri Newyork borsasına geçti ve 1924′de birçok sinema şirketlerinin tahvilleri bankacılar tarafından piyasaya çıkarıldı. Bu suretle Morgan ve Rockfeller gibi Amerikan piyasasını idare edenler, ikinci derecede bankacılar aracılığıyla Amerikan sinemacılığına da hükmetmeye başladılar.

 

 

Sesli film çıktığı zaman ki üstünlükleri hudutsuz bir şekil aldı. Elektrik. telefon, radyo gibi sınai tesislerini avuçlarının içine aldılar. Stiller 1923′de Selme Lagerlöff’ün romanından mülhem olarak Gösta de Skandinav ruhunun en temiz ifadesini vermiş ve bir kadın artist meydana çıkmasını sağlamıştır. Greta Garbo olsun, stiller olsun Amerika’da bu eski filmin nüanslarını bulamamışlardır. Stiller, 1919′da “Arne hazinesi” adlı bir film çevirdi. Bu arada da kin ve şefkat, kar ve ateş, şiddetli ve imkansız bir aşkın işkencelerini vurgulamaktaydı. 1920′de Victor Sjöström, sinema dünyasında büyük bir etkisi olan Selma Lagerlöff’ün bir romanından “Esrarlı Araba” filmini çevirdi. Bu film zaten bilinen bir tekniği, mükemmel bir şekle koydu. Üst-üste film çekme sanatı uygulama sahasına geçildi. Bundan sonra artık kafamızda ki ressamları film üzerinde mükemmel bir şekilde görmek olanağı bizim için vardı.

 

Amerika’da Seastron adını alan Sjöströn, Andreiev’in bir romanından Lon Chaney’le beraber “Tokat yiyen adam” filmini çevirdi. Burada sahne anıları, sinema bilgisiyle birleşmekteydi. Fakat Scastrom’u yükselten film “Rüzgar” adında ki film olmuştur. Burada baş rolü oynayan Lilian Gish değil, ruhu kemiren Arizona rüzgarı olmuştur. Bu süre zarfında Almanya, tezli filmde en ileri gitmiştir. 1921′de Lupu Pick (1886-1931), Kammerspicl’i keşfetti. 1922′de Fritz Lang, alelade bir film olan “Doktor Mabuse”, Lupu Pick, Scherben’den sonra aynı yıl, bir aşk ve anne kıskançlığı faciası olan “Saint Sylvestre gecesi” filmini çevirdi. Bunun için ne bir diyalog, ne de bir metne gerek vardı. 1924′de bu filmin aynısı olan “Sokak” filmini Karl Grüne meydana getirdi.

İlginizi Çekebilecek Yazılar

İnhibitörler (Engelleyiciler)
Biyoloji
0 paylaşım1399 okunma

İnhibitörler (Engelleyiciler)

Esra Şahin - Nis 01, 2018

Bitkilerin pek çoğu doğal olarak gelişmelerini önleyen, ancak doğal savunma mekanizmalarının parçası olan kimyasal bileşikler üretmektedirler. Ürettikleri bu maddeler, kimi zaman ananas bitkisindeki…

Karl Barth (İsviçreli Kalvenci 1886 – 1968)
Biyografi, Din
0 paylaşım1062 okunma

Karl Barth (İsviçreli Kalvenci 1886 – 1968)

Esra Şahin - Nis 01, 2018

Hiç de öyle eğlenceli değil. Yeni başlayanlar için söyleyelim, bir önceki yüzyılın, insan ile Tanrı‘yı aşağı yukarı aynı kefeye koyup insanoğlunun ilerleyişi üzerine…

Paul Tillich (Alman Lutherci 1886 – 1965)
Biyografi
0 paylaşım1310 okunma

Paul Tillich (Alman Lutherci 1886 – 1965)

Esra Şahin - Nis 01, 2018

Paul Tillich (ABD’ye Yerleşmiş Alman Mülteci, Lutherci) Tepeden tırnağa modern ve biraz da insan. Paul Tillich teoloji, insan sorar Tanrı yanıtlar formatına sahip,…

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Benzer Kategoriden Yazılar