Edmund Spenser 1552 – 1599

İşte orada yatıyor şimdi rahat ve mutlu.
Senin de isteyip özlediğin ve her gün
Uzağından geçtiğin o sonsuz uykusunda.



Ne çıkar dayanıksız ten korkarak
O koca dalgadan biraz acı çekse o yolculukta?
Katlanılmaz mı o kısa acıya huzur getiriyorsa
Ve ruhu uykuya kavuşturuyorsa mezarda?
Çileden sonra uyku, fırtınadan sonra liman,
Savaşıp dinlenmek, yaşayıp ölmek büyük haz verir insana.
Periler Kraliçesi’nden (1590 – 1596)
Kral Arthur, Kraliçe Elizabeth, Venüs, Cebrail, Adem ve Havva ve Umutsuzluk (yukarıda Kızıl Haç Şövalyesi‘ni canına kıyması için ikna etmeye çalışan odur) gibi karakterleriyle The Faerie Queen (Periler Kraliçesi) İngiltere‘nin ilk destanı olmakla kalmaz, aynı zamanda ülkenin, merkezi bir temaya göre düzenlenmiş ilk lunaparkıdır da.



Her ne kadar Edmund Spenser her biri ayrı bir şövalye erdemini kutsayan on iki kitap yazmayı tasarlıyorduysa da bunlardan ancak ilk altısını bitirebilmiştir ki buna kimsenin üzüldüğü söylenemez.
The Faerie Queen‘in bölümleri arasında müthiş farklar vardır; örneğin sayfalarca kayda değer tek bir dize, tek bir imge ya da içgörü üretmeden devam ederken birden terapistinizle son beş seans boyunca halletmeye çalıştığınız türden bir kişisel sorunu özetleyerek (hatta çözerek) sizi kendine hayran bırakır.

Tarihsel olaylar ve fikirler ile dolu dekoru ve karakterleriyle, alegorik olarak işlenen iki ana temadan biri ortaçağ şövalyeliği (Edmund Spenser‘ın zamanında çoktan anı olmuştu), diğeri Protestan Hristiyanlıktı (Edmund Spenser‘ın zamanında hala alışılması gereken birşeydi).



Ama kimin Mary Tudor, kimin Francis Drake olması gerektiğini fazla kafaya takmaya gerek yok. Siz iyisi mi, “Six Flags Over Texas“‘taki gibi uygun adım yürümeye devam edebilirsiniz.
Tüm yasal hakları saklıdır!

Total
0
Paylaşım
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilicek İçerikler