Skip links

Şiir Etkisi

Hani bazen yüreklerimizin çıkmaz sokaklara, karanlık dehlizlere sürgün gönderildiği zamanlarda yıldızlara sevda büyüttüğümüz anlar olur ya…

Hani en çok ihtiyaç duyulan anlarda ümit ışıklarının erişilmez mesafelerden parıldadığı anlar..

Hani kavgalarımızın ağırlaşıp, moral çöküntümüzün aşılmaz hale geldiği anlar…

Ve hani sancılı bir aşkın orta yerinde apışıp kalınca kararsız rüzgarlar gibi deli deli estiğimiz anlar…

Yüreklerimizin taşıyamayacağı kadar hüzne boğulduğumuz anlar…

İşte böyle tükeniş anlarında ruhumuzu melankoli sağanağından kurtarmak için kendimize sığınaklar ararız. Bizi hayatla yeniden barıştıracak ve sunulan teselli şurubuyla gönül dünyamızı yeniden canlandıracak güzelliklere ihtiyaç duyarız.

İşte ben, böyle kriz demlerine karşı hayatın sevimli yüzü olarak tanımlıyorum şiiri.

Şiir, yeri geldiğinde bütün ümitsizlik ve hüzün karanlıkları karşısında hayatın taze bir soluğu olarak çıkar karşımıza. Ve biz şiirler vasıtasıyla hüzün kalesinden inci güzelliklere ve sevgiler ülkesine doğru yolculuğa başlarız yeniden… Adeta ışıklı bir masalın derinliğinde kaybolurcasına şiirin o büyülü, o tılsımlı, o hülyalı dünyasında kaybolur gideriz.

Çünkü şiir, aşk bahçesinin en baygın çiçekleridir. Dallarda baharı besteleyen kuşların nağmeleridir.

Bazen hayallerimizi fısıldayan ses, içimizdeki histir şiir…

Bazen mehtabı kaybolmayan, yakamozları silinmeyen bir deryadır şiir…

Bazen de bireysel bir aşkın kanattığı yüreğin iniltisidir. Kendinde olmazlığın adıdır. Sevgi dünyasının sesidir, nefesidir…

Velhasıl şiir, gülleri hiç solmayan bir ezeli bahardır.

Şiirler olmasaydı, o en tomurcuk bakışların ürkek bir ceylan yavrusu gibi gözlerimize sokulduğu ve bizi aşka davet ettiği anlarda nasıl tavırlar geliştireceğimizi nerden bilebilirdik ? Böyle anlarda gönül hamlelerimizi karşılayacak sözler bulamadığımız için, kalbimizin sevgiliye dair fısıltılarını ve ahengini hangi lisan ile aktarabilirdik?

Zaman zaman kabaran, coşan, hırçınlaşan sevdalarımızı evcilleştirecek mısraları bulamasaydık duygusal çıkmazlara sürüklenmez miydik?..

Şayet şiirler, temmuz güneşi gibi yüreklerimizi dağlayan özlemlerimiz karşısında, bereketli nisan yağmurları olup yüreklerimizi serinletmeseydi teselliyi nerede bulabilirdik?..

Aslında şiir, çığlığımızın sükutla terennümü olan gözyaşlarımızın mendilidir… Sararan solan umutlarımızı yeşerten bahardır… Gönlümüzün öz suyudur…

Kimi zaman da ayaz gecelerde kucağını yorgan edindiğimiz annelerimizin söylediği ninnidir, kulaklarımıza fısıldadığı duadır…

Velhasıl şiir ;

Bazen naz

Bazen avaz

Bazen niyazdır

Leave a comment

This website uses cookies to improve your web experience.