Skip links

Bilim De Kadın Ve Erkek Eşitliği

Öncelikle bilimi özel bir insani ve toplumsal pratik olarak görmeliyiz. Bilim, toplumsal cinsiyetin kuruluşuna ve işleyişini doğrudan ya da dolaylı , çok farklı biçim ve düzeylerde katıldığı toplumsal bir kurumdur. Başka bir çok toplumsal kurum gibi modern bilimde , ikili karşıtlıklar söylemi üzerinden işleyen bir kurumdur. Her ne kadar toplumumuzda bilim, ‘erkek işi’ görülse bile bilimle ilgilenen kadın da vardır. Bazı kadın sosyal bilimciler, bilimin taraflı bir şekilde sunulduğunu bunun da nedeninin ikilikler yüzünden ‘kadın ve erkek dili’ diye ikiye ayrılmış olması ve bu yüzdende genelde bilim adamları erkek olduğu için kendi dilleriyle yazdıklarını düşünürler. Benim düşünceme göre , kadın erkek dili vardır ama bu dilin, bilim için geçerli olmadığı kanısındayım. Çünkü, bilimde açıklanan olgular her ne kadar kadın lar yada erkekler yazsa bile,  bilimin insan vücudu ile alakalı kanıtladığı bazı şeyler vardır ve bunların gerçekten var olduğu için hiç bir şekilde ‘erkek ağzı’ kadın’ ağzı’ şeklinde yazıldığına inanmıyorum.
Referans:
https://online.bilgi.edu.tr/pluginfile.php/93909/mod_forum/post/12223/FullSizeRender.jpg
https://online.bilgi.edu.tr/pluginfile.php/93909/mod_forum/post/12223/FullSizeRender%203.jpg
https://online.bilgi.edu.tr/pluginfile.php/93909/mod_forum/post/12223/FullSizeRender%202.jpg
Referans olarakta Bilkent Üniversitesinin sağlık bölümündeki yazısından bahsetmek istiyorum (http://bilheal.bilkent.edu.tr/uremesagligi/cinselorganlar.html). Bu sitede yazılan kadın ve erkeğin cinsel organlarındaki bilgileri , erkek mi kız mı yazıldığı belli değil ama bu bilgilerin aynısını başka kaynaklara da bakıldığında da aynı bilgiler yazıldığını görebiliriz. Çünkü erkek ve kadın organlarının işlevleri ve içindekilerin isimleri ve işlevleri , her bilim insanı tarafından aynı sekilde sonuçlanmıştır ve buda benim düşünceme göre bilimdeki olguların insanlar tarafından algılanması, kadın yada erkeğin yazımı ile alakası olmadığını gösterir. Sorunun diğer kısmına gelirsek de , bilimle toplumsal ikiliklerin birbirlerine bağlı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü toplumsal normlar ve ikilikler, Judith Butler‘ında dediği gibi, hakikatten var olmamıştır , sonradan kemikleşmiştir ve kemikleştiği için herkes tarafından o normlar kabul görür ve bilimde bu kabul gören normlar ve roller üstüne bilgiler sunmaya başlar ve herkes tarafından bilimde insanlara bilgiler sunduğu için insanlar tarafından daha fazla bu unsurlar kemikleşir. Ya da tam tersi de uygundur. İlk bilim insanlar hakkında bilgiler sunar insanlara mantıklı gelir ve bilim sayesinde toplumsal normlar nesneleşir ve kemikleşir ve insanların hayatı, bu toplumsal normlar üzerine olur ve bilim insanlar hakkında bilgiler buldukça , daha fazla toplumsal rol oluşur ve insanların hayatı rolden ibaret olur.

Leave a comment

This website uses cookies to improve your web experience.