0 Shares 12 Views

Sinema Nedir? ve Sinema Tarihi

Sinema Nedir?: Sinema, gözümüzün önünden saniyede en az 16 resmin geçmesi kuralına dayanır. Bu şu demektir: Saniyenin 16’da birinde bir resim gözümüzün önünden çekilip, yenisi gözümüzün önüne geliyor. Halbuki gözümüzün bir görüntüyü tutabilmesi, ancak saniyenin onda biri kadardır. Onun için göz, birinci resmi kaybetmeden ikinci resmi görüyor. Fakat, bu resimler arasında ki ufak farkları gözümüz ayırt edemediği için de aslında hareketsiz olan resimler üst üste hızlı ve aralıklı olarak perdeye yansıtıldığında bize hareket ediyormuş duygusunu verir. Bu durumda sinema, gözümüzün yanılmasından faydalanmaktadır denilebilir.

Bir de film gösterme makinesi vardır. Aslında kamera ile arasında kurgu bakımından bir fark yoktur. Aslında, ilk çıktığı zamanlarda hem film çeken ve hem de gösteren bir makine idi. Bugün bile bu çeşit makineler bir “orjinalite” kaygısı ile yapılmaktadır.

Sinema Tarihi: 1832 yılında Joseph Plateau adında Brükselli bir fizikçi, 1828’de başlanılan tecrübeler sonunda phenakisticope denilen bir aletle hareketi yeniden birleştirmeyi başardı. 1834’de Hoerner, bu aleti zootrope adıyla tanınan dikey bir silindir üzerinde boyuna bir şekil verdi. Bir hareketi sürdüren şekiller, aletin içine yerleştirilen bir kağıdın üzerine resmediliyordu. 1852’de Jules Duboscq şekillerin yerine fotoğraflar koyuyor, 1853’de ise Fransız Von Uchatius bu hareketli şekilleri perdeye yansıtmaya çalışıyordu. 1870’de Heyl, hareketli fotoğraf görüntülerini perdeye yansıtmayı başarmıştır.

Sinema Nedir? ve Sinema Tarihi

Standford’la Muybridge’in safkan at üzerinde yaptıkları tecrübelerden ilham alan J. E. Maray 1882’de hareketin analizi için bir alet yaptı. Bir saniyede 12 fotoğrafın bir disk üzerine alınmasına izin veren bu alet sinemanın babası sayılır. Maray iş arkadaşı Demeny ile birlikte hareketin analizi için saniyede 100 fotoğrafın gerektiği, karışımı için de 10 fotoğrafın yettiğini ispat etti. Bu esnada her iki alim de sinematoğrafı verecek olan bu karışımı yapma niyetinde değillerdi.

Bununla beraber George Demeny 1891’de, Maray’ın chronophotographie makinesiyle konuşan bir şeklin 18 şeklini alıyor, Demeny buna phonoscope adını verip, bu hareket karışımı yansıtacağını tahmin ederek 1822’de patentini alır. Demeny’nin fotoğraflarını kapsayan disk Plateau‘nun diskleri gibi idi. Sinemaya benzer hiç bir yanı yoktu. Çünkü, resimlerin miktarı her zaman için az sayıda kalacaktı. Fakat alimler tarafından sırf tecrübeleri için icat edilmiş olan bu alet bugün bile hareketi, saniyenin bir milyonda biri oranında analiz etmek için kullanılmaktadır.

George Demeny‘nin tecrübesiyle, sinemanın icadı için gerekli hazırlıklar bitmişti. Emile Reynaud, 1877’de prakinoscope adını verdiği gelişmiş bir zootrope yapıyor ve burada görüntü, doğrudan doğruya görünüyordu. 1887’de Reynaud bu aleti, 1888’de hayali tiyatroya verecek olan tiyatro projeksiyonlarında kullandı. 1880 tarihli patentinde elle yapılan resimlerin yerine fotoğraf koymayı düşünmüştü. Fakat bu düşüncenin bir sonu olmadı. Çünkü, Reynaud, resimde ki sanatı taktir ediyordu. 500 resimli şeritler yaptı. Hatta 700 resimli şeritler bile oluşturdu. Bu şeritler 500 seyircinin önünde Gaston Paulin‘in orkestrası eşliğinde gösterildi.

Sinema Nedir? ve Sinema Tarihi

13 Şubat 1895’de ruhsatını aldığı sinematoğrafik fotoğrafların elde edilmesine ve gösterilmesine yarayan aletin sahibi Louis Lumiere ve kardeşi Augustedir.

İlk sinematoğrafik gösteri 22 Mart 1895’de Milli Sanayii Teşvik Cemiyeti‘nin Rennes sokağının 44 numaralı binasında yapıldı. İlk gösterilen filmde “Lumiere fabrikası işçilerinin çıkışı” adında ki filmdi.

Louis Lumiere‘nin bu icadına karşı birçok itirazlar yükselmiştir. Sinematoğrafla sonuçlanan bütün fikirlerin havada olduğu ve hatta birçoklarının ruhsatı bile alındığı herkesçe bilinmekteydi. Lumiere, hareketin ne analizini yapmış, ne karışımını, ne filmi oluşturmuş, ne de filmi geliştirmiştir. Fotoğraf şeritlerinin başka şeritleriyle değiştirilmesinde bir sakınca yoktu. Hatta sinematoğrafi kelimesi bile onun değildir. Fakat gelişmeler birbirini izlediği ve bu şekilde takip ettiği için durum böyle olmuştur.

Tüm yasal hakları saklıdır!

You may be interested

Türk Anonim Şiiri ve Türkü
Edebiyat, Şiir
1127 shares4280 views

Türk Anonim Şiiri ve Türkü

Kriyus Dijital - Eyl 15, 2016

Anonim şiirin, değişik rivayetlerle kendi kendini yenileme kaidesi veya geleneği, Pilvene ile ilgili destanlarda görüldüğü gibi, Estergon üzerine söylenen ve "Estergon dediğin su…

Anonim Şiirimizde (Türkü) Görülen Gelişme
Edebiyat
0 shares37 views

Anonim Şiirimizde (Türkü) Görülen Gelişme

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Yaşanan anonim şiirimizde görülen gelişme veya rivayetler yolu ile çoğalma geleneğini, Plevne savaşından kaynaklanan Plevne veya Osman Gazi destanı zaman akışı içinde ve…

Edebiyat Notları: Türk Anonim Şiiri
Edebiyat
0 shares17 views

Edebiyat Notları: Türk Anonim Şiiri

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Birçok şiirde zeybek tipine dayanan bir kahramanlık havası vardır. Şu örnekle açıklamaya çalışalım. "Bineğidim kır atımın üstüne, Alayıdım da martinimi destime, Beş yüz…

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Most from this category