0 Shares 4 Views

Atom ve Hücre 2. Bölüm

Nükleik Asitler: Nükleik sözcüğü “çekirdek” anlamına gelir. Nükleik asitler, çekirdeğe ait kimyasal olan büyük moleküllerdir. Atomlar bu molekülleri oluştururken, aynen proteinlerde olduğu gibi kovalent bağlarını kullanırlar. Bu makro – moleküllerin yapısında üç grup küçük ve orta büyüklükte moleküller vardır. Bunlar sırası ile; 1. Bazlara. Adenin ve sitozin gibi pirimidinler, – b. Timin ve guanin purinler. 2. Şekerlera. Dezoksiriboz adındaki 5 karbonlu pentoz. b. Riboz, bir oksijen fazlası olan aynı pentoz. 3. Fosforik asit H3PO4‘ten ibarettir. Bu üç küçük veya orta büyüklükteki kimyasal maddelerin üçü de birbirleri ile birer defa olarak bağlanırlarsa, büyük olan molekülün adına nükleotit denir. İki nükleotit ile bağlanırsa dinükleotit, üç tane ile bağlanırsa trinükleotit ve aynen peptitlerde olduğu gibi çoğalarak en sonunda çok sayıda nükleotitler ile bağlanınca polinükleotitler oluşur. Nükleik asitlerin hücre nükleusundaki en önemli makro – molekülü, genler ve onlardan oluşan kromozomlardır. Kromozomların da yapısında dezoksiribonükleik asit bulunur. Nükleotitlerin baz molekülündeki maddeye göre başka çeşitleri de vardır. Örneğin, baz adenin ise nükleotit adenilik asit veya baz guanin ise guanilik asit gibi şekillere girebilir. Aynı şekilde fosforik asit sayıları birden üçe kadar artabilir ve hepsine birden adenilik sistem denilen adenozin mono – fosfor (AMP), adenozin difosfat (adp) ve adenozin trifosfat(ATP) oluşur. ATP ve benzerleri, hücrenin ve dolasıyla vücudumuzun enerji deposu hükmündedir. Bu nükleoititlerden ibaret olan sistemler esas nükleik asitlerin monomerleri yani tek moleküllü alanlarıdırlar. Hücrenin en çok nükleosunda ise ribonükleik aistler bulunur. Buradaki pentoz olan bir atom oksijen fazlalığı vardır ve kendisi normal olan bir pentozdur. Ribonükleik asitlerin kromozom yapısına girmedikleri ve genlerin verdikleri her türlü talimatı yerine getiren ve bilhassa protein üretiminde çok önemli görevleri olan bileşikler olduğu bilinmektedir. bu nedenle ribonükleik asitler sadece nükleusta yani çekirdek içerisinde değil çekirdekçiğin ve çekirdeğin zarlarından geçerek hücre stoplazmasına ve ribozomlara dağılmış durumdadırlar. Bir canlının bütün hücrelerinde o canlıya özel aynı sayıda kromozom bulunur. Kromozomlar da genlerden oluştuğuna göre kromozom sayıları kuşaktan kuşağa geçerek kromozomlara ait sayı türlerinin belirtilmesinde tesirleri olmaz.

Atom ve Hücre 2. BölümTürlerin belirtilme özelliği genler tarafından tayin edilir. Kromozomların uzunlukları genellikle 0,3 – 50 mikron arsında değişir. Çapları ise 0,2 – 2 mikron arasındadır. İnsan kromozomlarının boyu 5 – 6 mikron civarındadır. Kromozom ve genler üzerindeki çalışmalar daha çok bitkilerde ve bakteri ve mikroplar da yapılmaktadır. Çünkü bunları üreterek istenilen oranda çoğaltmak oldukça kolaydır. Üstelik, kromozomları nispeten daha büyük yapılı olduğundan mikroskopta incelemek daha kolaydır. Kromozomlardaki nükleotitler çift sıra şeklindedirler. Bitki ve hayvan türlerindeki kromozom sayısı çoğunlukla 10 – 50 arasındadır. İnsandaki kromozom sayısı ise 46’dır. Bunlar erkekte 23 tane kadında 23 tane şeklinde olmak üzere çift dizi gösterirler. Kromozomlardaki atom sayıları hakkında şöyle bir tahmin yürütebiliriz: Adenilik asit olan adenin – pentoz – fosfordan ibaret olan bir nükleotit 38 atomdan oluşur, bunların 12’si karbon, 11‘i hidrojen, 9’u oksijen, 5’i azot ve 2’si fosfor atomlarıdır. Ortalama olarak bir rakam alacak olursak “37” sayısını alalım. Bir bakteri türü olan E. coli’nin kromozomlarında milyonlarca nükleotit bulunduğu bilinmektedir. Keza insan dezoksiribonükleik asidini baz alacak olursak bunun bir milyon mislini almak gerektiğini düşündüğümüzde hesaplanacak bir insan DNA‘sının en az 200 milyar kadar atomdan oluşacağını görebilmekteyiz. Bu sayı yalnız bir tek dev molekülün sayısından ibarettir. Oysa hücrenin yapısında daha bunun gibi nice kalabalık alemlerin olduğu bilinmektedir. DNA molekülünün yapısını incelemeye devam edersek, adenin ile timin karşılıklı olarak bulunduklarında onları hidrojen bağları yan yana tutmaktadır. Alt yan taraflarında yine pentozlara ve fosforik aside birleşmeleri esastır. Yani esas bağlar düz çizgilerle ve hidrojen bağları ile noktalı çizgilerle gösterilir. hidrojen bağları adenin ile timin arasında 3 iken, guanin ile sitozun arasında 4’türler. DNA molekülünün çift sıra halindeki yapısı adenin, timin, guanin ve sitozinin kısaltılarak gösterilebilir. Bu bazlara pentozlar ve onlara da fosfatlar bağlanırsa zincirin fosfat bağlarıyla iki tarafı da uzayıp gider. Çift sıralardan birisine (A) diğerine de (B) dersek hücre çekirdeğinin birbirlerine sarılmış vaziyette olduğu görülür.

Tüm yasal hakları saklıdır!

You may be interested

Türk Anonim Şiiri ve Türkü
Edebiyat, Şiir
1127 shares4282 views

Türk Anonim Şiiri ve Türkü

Kriyus Dijital - Eyl 15, 2016

Anonim şiirin, değişik rivayetlerle kendi kendini yenileme kaidesi veya geleneği, Pilvene ile ilgili destanlarda görüldüğü gibi, Estergon üzerine söylenen ve "Estergon dediğin su…

Anonim Şiirimizde (Türkü) Görülen Gelişme
Edebiyat
0 shares39 views

Anonim Şiirimizde (Türkü) Görülen Gelişme

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Yaşanan anonim şiirimizde görülen gelişme veya rivayetler yolu ile çoğalma geleneğini, Plevne savaşından kaynaklanan Plevne veya Osman Gazi destanı zaman akışı içinde ve…

Edebiyat Notları: Türk Anonim Şiiri
Edebiyat
0 shares17 views

Edebiyat Notları: Türk Anonim Şiiri

Kriyus Dijital - Eyl 08, 2016

Birçok şiirde zeybek tipine dayanan bir kahramanlık havası vardır. Şu örnekle açıklamaya çalışalım. "Bineğidim kır atımın üstüne, Alayıdım da martinimi destime, Beş yüz…

Yorum Yap

Email adresiniz yayınlanmıyacaktır.

Most from this category